Eskişehir'de minibüs ve taksi ücretlerine yapılması planlanan zam yine bildiğimiz tartışmayı beraberinde getirdi.
Bir tarafta "Artık bu maliyetlerle çalışamıyoruz" diyen şoför esnafı...
Diğer tarafta ise "Her zam yine bizim cebimizden çıkıyor" diyen vatandaş.
İşin ilginç yanı, iki tarafın da haksız olduğunu söylemek neredeyse imkansız.
Akaryakıt fiyatları ortada.
Yedek parça maliyetleri ortada.
Sigorta, bakım, vergi, işçilik...
Şoför esnafının gider kalemleri her geçen gün biraz daha kabarıyor.
Öte yandan maaşlar aynı hızla artmıyor.
Emekli aynı emekli.
Asgari ücretli aynı asgari ücretli.
Memurun da işçinin de bütçesi belli.
Hal böyle olunca zam haberi duyulduğu anda ilk tepki yine vatandaştan geliyor.
Çünkü vatandaşın cebinde yeni bir gelir yok ama önüne sürekli yeni faturalar geliyor.
Eskişehir'de minibüs ücretinin 60 liraya çıkması konuşuluyor.
Taksimetrenin açılışının 82,5 liraya yükselmesi gündemde.
Rakamlara tek tek bakıldığında belki maliyet hesabı yapılabilir.
Ancak vatandaş hesap makinesiyle değil, cüzdanıyla yaşıyor.
Sorun tam da burada başlıyor.
Asıl düşünülmesi gereken soru şu:
Her maliyet artışının çözümü fiyat artırmak mı?
Yoksa artık hem vatandaşı hem de esnafı rahatlatacak daha kalıcı modeller üzerine mi konuşmalıyız?
Çünkü görünen o ki bugün zam alan esnaf da birkaç ay sonra yeniden zam isteyecek.
Vatandaş ise o zam gelene kadar bile bugünkü fiyatlara yetişmekte zorlanacak.
Yani kazanan yine olmayacak.
BİLİNÇLENMEK LAZIM
Bir haftada 30 binden fazla araç denetlenmiş.
8 bin 158 trafik cezası uygulanmış.
347 araç trafikten men edilmiş.
80 sürücünün ehliyetine el konulmuş.
Rakamlar gerçekten çok yüksek.
Ancak aynı haftada 133 trafik kazasının yaşanmış olması, üzerinde ayrıca düşünülmesi gereken bir durum.
Demek ki sadece denetim yapmak tek başına yeterli olmuyor.
Demek ki mesele tek başına emniyetin çalışması ile çözülmüyor…
Trafikte güvenliği sağlayabilmek için cezaların caydırıcı olması kadar, sürücü davranışlarının da değişmesi gerekiyor.
Kırmızı ışık ihlali, aşırı hız, cep telefonu kullanımı, emniyet kemerinin ihmal edilmesi...
Bunların hiçbiri yeni sorunlar değil.
Her gün aynı hatalar tekrar ediyor.
Her hafta benzer istatistikler açıklanıyor.
Ne yazık ki bazen rakamların içinde bir can kaybı da yer alıyor.
Trafik istatistikleri aslında sadece sayılardan ibaret değil.
Her rakamın arkasında yarım kalan bir yolculuk, bozulan bir araç, yaralanan insanlar ya da acı çeken aileler bulunuyor.
Kurallar cezadan kaçmak için değil, eve sağ salim dönebilmek için var.
SOLUDUĞUMUZ HAVA GERÇEKTEN NE KADAR TEMİZ?
Eskişehir denildiğinde akla düzenli şehir, geniş caddeler ve yaşam kalitesi geliyor. Ancak rakamlar, görünmeyen bir soruna uzun zamandır dikkat çekiyor.
2025 yılı hava kalitesi verilerine göre Odunpazarı'nda ölçüm yapılan günlerin üçte birinden fazlasında, Tepebaşı'nda ise neredeyse her iki günden birinde PM10 sınır değeri aşılmış.
Bu tabloyu yalnızca birkaç günlük yoğun sis ya da kış aylarının doğal sonucu olarak değerlendirmek doğru olmaz.
Çünkü hava kirliliği sadece çevre meselesi değil; aynı zamanda halk sağlığı meselesi.
Çocukların, yaşlıların ve kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların en fazla etkilendiği sorunlardan biri de tam olarak bu.
Üstelik uzmanlar nedenleri de tek tek sıralıyor. Isınma kaynaklı emisyonlar, yoğun trafik, yol ve kaldırım tozları, inşaat faaliyetleri, meteorolojik şartlar...
Yani ortada tek suçlu yok.
O halde çözüm de tek bir kurumun çabasıyla mümkün olmayacaktır.
Yerel yönetimlerin, merkezi idarenin ve vatandaşların ortak sorumluluk alması gerekiyor.
Belki de yıllardır gökyüzüne bakıp "Bugün hava puslu" demekle yetindik.
Oysa bazen o pusun içinde sağlığımız da yavaş yavaş kayboluyor.
SÖZ VERMEK GÜZEL AMA…
Eskişehirspor'da yeni sezon hazırlıkları sürerken takım kaptanı Beykan Şimşek'in açıklamaları doğal olarak taraftarın umutlarını artırdı.
"Bu takımın o gücü var."
"Taraftar bize inansın."
Futbol dünyasında bu cümleleri her sezon, her takımda duyarız.
Ancak Eskişehirspor söz konusu olduğunda taraftarın beklentisi artık bu cümlelerden çok daha fazlası.
Bu şehir yıllardır büyük hayal kırıklıkları yaşadı.
Şampiyonluklar gördü.
Avrupa'yı gördü.
Ardından transfer yasakları, puan silmeleri, borçlar ve amatör lige kadar uzanan sancılı bir süreç yaşadı.
Dolayısıyla bugün taraftar, verilen sözlere alkış tutmadan önce sahadaki karşılığını görmek istiyor.
Beykan Şimşek'in tecrübesi tartışılmaz.
Kaptan olarak yaptığı açıklamalar da takım arkadaşlarına güven verdiğini gösteriyor.
Bu da son derece önemli.
Ancak Eskişehirspor taraftarı artık umutlarını demeçlerle değil, alın teriyle beslemek istiyor.
Hazırlık maçlarında verilen olumlu görüntü de elbette sevindirici.
Fakat asıl sınav lig başladığında verilecek.
Herkes puan tablosuna bakar.
Eskişehirspor'un yeniden ayağa kalkabilmesi için iyi niyet kadar istikrar da gerekiyor.
O sözün sezon sonunda şampiyonlukla birlikte hatırlanıp hatırlanmayacağı olacak.