Sezonun ikinci yarısına da galibiyetle başlamadık. Haftaya Adanaspor maçında da 3 puan alamazsak bir sonraki hafta kendi evimizde Altay karşılaşmasına çıkmadan önce, en son galibiyet aldığımız 8 Şubat 2020'den beri tam bir yıl maç kazanamamış olacağız.
Yönetim göreve geldiğinden beri üç tane teknik adam değişikliğine gitti. Birisinde gönderilmesindeki zamanlama hatası, diğerlerinde ise göreve getirme aşamasında yaptı. Her hamlelerinde doğal olarak eleştirdik. Çünkü kabul görülebilecek hamleler değildi. Transferi kapalı, ekonomik açıdan sıfırı tüketen bir kulübe getirilecek kişiler değildi. Bu süreçten ancak kendi içimizdeki yapılanmadan çıkabilirdik. Ama hep dışarıda aradılar. Artık gelecek adam bulmakta zorlanıyoruz.
Şimdilerde ortada transfer açılacak dedikoduları dolaşıyor. İnşallah açılır diyorum. Çünkü geçen senenin ortasında kulübün kadrosunu maliyetli futbolcuları göndererek boşaltan ama o günden beri galibiyet yüzü göremeyen yönetim, düşmenin kaldırılmasında tüm gücünü transferi açmaya vermeliydi. Çünkü koruduğun veya aynı teknik adamla devam ettiğin kadronun neler yaptığı gördük. O zamanlarda FİFA'dan transfer yasağımız var, borcu sıfırlasak da transfer yapamıyoruz diye oyalandık. FİFA'nın transfer yasağı hala var. Demek ki açılabiliyormuş. O nedenle bazı dedikodular bana çok samimi gelmiyor. Şimdi ise transfer yasağındaki en önemli zorluklardan birisi olan 'vergi borcu yoktur' yazısını almaktı. Yeni çıkan vergi yapılandırmasından sonra almak şu dönemde daha kolaylaştı. Sezon başında Sinan Özeçoğlu'nun borcu kapatıp yönetime talip olmasına da gereken destek verilmedi. Bazı avukatların ve futbolcuların paranın tamamını istediklerini biliyoruz. Bu konuda yönetimin ne tavır aldığını da biliyoruz. Şimdi bütün sorumluluk mevcut yönetimin üstüne kaldı. Camiadan istifa sesleri yükselince de transfer açma gayretine düşüldü.
Artık gözler bu dedikoduların gerçekleşmesini ister. Bilal Ceylan'ın Beşiktaş'a satılmasından sonra açılması için gerekli maddi kaynakta yaratılmış oldu. Şimdi iş spor ailesinden imzaları almaya kaldı. Elbette bunun için vekaleti olan avukatlara ve bazı futbolculara ödeme yapılması gerekiyor. Ama daha önce camiadan kötü anılarla ayrılanlar zorluk çıkaracaktır. İşte hem kulübü yönetenlerin ve taraftarların yapmış oldukları böyle zamanlarda ortaya çıkıyor. Umarım söz sahibi futbolcular aklıselim davranarak şu an hiçbir sorumlulukları olmayan yönetime ve camiaya bunu fatura etmeye kalkmazlar.
Ankaraspor maçı öncesindeki röportajında başkanımız Mustafa Akgören'in söyledikleri bana çok iç açıcı gelmedi. En başında açıp açmamakta kararsız kalınıyor. Bu bile gelecek tehlikenin bana göre işaretidir. Bilal Ceylan'ın transferi için söylediklerine ayrıca parantez açmak gerekir. Onun gibi gençleri satarak daha başka gençleri piyasaya sürüp satmamız gerektiğinden bahsetti. Arkada daha çok Bilal Ceylan olduğunu söyledi. Tipik bir Anadolu takımı hüviyetinde, ürettiklerimizle hedef koymadan her sene bir genci satarak devam ettirilecekse, bu koltukları 5 dakika işgal etmesinler. Çünkü alt ligde 10 tane Bilal Ceylan'ın olsa bu sene sattığın kadar para kazanamazsın. Sanırım alt ligin piyasasını bilmiyorlar. Bu da transfer politikamızın bile olmadığını gösteriyor.
Sonuç olarak ortada koskocaman bir başarısızlık var. Eskişehirspor'u yaşatıyoruz diyerek züğürt tesellisi vermeyin. Bizler zor durumdaki ticari işletme değiliz. Kiramızı ödüyoruz, işçinin maaşını geciktirmiyoruz, çok şükür karnımız doyuyor, yaz gelsin, kış gelsin, okullar açılsın, işler açılır diyecek bir beklenti içinde değiliz. Eskişehirspor sportif bir yarışmanın içinde olan bir kulüptür. Buranın cezası alt liglerdir. Kazanamazsanız yok olursunuz. Kısacası artık tuz kokmaya başladı.