Bir reklam vardı.
Bisküvi reklamı.
Üniversiteler yeni açılmış.
Kampüste üst sınıflardaki eski öğrenciler, yeni öğrenciler; hocalar...
Yeni öğrencilerden biri, elinde bir paket bisküvi, sağa sola bakınarak geziniyor; etrafı tanımaya çalışıyor.
O sırada yanına bir grup öğrenci geliyor.
“Sen yenisin galiba,” diyorlar buna.
“Sen yenisin galiba,” derken elindeki bisküviden, teklifsizce atıştırıyorlar.
Yeni gelen öğrenci, bisküviyi bunlara kaptırınca, aynı şeyi o da başkalarına yapmayı düşünüyor.
Elinde bisküvi paketi olan birine yaklaşıyor,
“Sen yenisin galiba,” diyor.
Bisküvi paketine uzanıyor.
O sırada, elinde bisküvi paketi olan,
“Evet,” diyor. “Yeniyim. Ders göreceğin bölümün bölüm başkanıyım!”
Böyle bir reklamdı işte.
Belki siz de hatırlamışsınızdır reklamı.
Bazı reklamlar, özellikle sürekli tekrarlanan reklamlar insanın sabrını taşırıyor.
Ama bazıları etkileyici ve akılda kalıcı oluyor.
Bu arada, reklam metni yazarlığı yapan, geçimini bu yolla sağlayan pek çok yazar vardı geçmişte.
Hala öyle mi bilmiyorum.
Ama şimdi...
İnternet, sosyal medya derken yepyeni meslekler çıktı ortaya.

Bir meslek mi bunlar?

Yoksa işsizliğin, mesleksizliğin körüklediği bir iş sahibi olma, para kazanma çırpınışları mı?

Yahut da sahtekarlığın kolay tarafından para kazanma cazibesi mi?

Edebiyat da bu eften püften işlerin kıskacında.

Yapay zeka tehdidi bir taraftan…

Bu işler bir taraftan.

Üstat, “İnternet icat oldu, bizim yazarlık işi de bozuldu!” diyordu.

Yani bizim yazarlık işinde de üfürükten meslekler türedi.
Mesela, Yazarlık Danışmanı...
Yazar Eğitmeni...
Kendine, yazar eğitmeni diye bir meslek, bir unvan uyduran bu insanlar kim?
Ne?
Nereden çıktılar?
Bu insanların mesleksiz, işsiz güçsüz insanlar oldukları kesin.
Sonra, yazarlık atölyeleri...
Geçenlerde biri sosyal medya üzerinden mesaj göndermiş.
“Profilinizi inceledim.”
Bak şimdi!
Herkesin profilini mi inceliyorsun sen?
“Profilinizi çok beğendim!”
Yıkama yağlama kısmı...
Karga ile Tilki masalındaki karga zannediyor bizi.
“Yazarlık yeteneğiniz olduğunu keşfettim. Eğitilmeniz halinde yazar olabilirsiniz. Günlük, haftalık ödevler veriyorum. Ödevleri inceleyip nasıl yazmanız gerektiğini öğretiyorum. Kaydınızı oluşturayım mı? Son bir kişilik kontenjanım kaldı.”
Ödemem gereken ücreti de yazmış.
Rakamı görünce...
“Çüş!” demiş bulundum.
Anlayacağınız,
“Sen yenisin galiba!” diyor bize.
Yazım hatalarını, anlatım bozukluklarını düzelterek yazdım gönderdiği mesajı buraya.
Yazdığı mesajda, çok sayıda yazım hatası, anlatım bozukluğu yaptığına; eki, bağlacı bile ayırt edemediğine göre doğru dürüst bir eğitimi de yok.
Görüyorsunuz işte.

Ne günlere kaldık.
Ne demişti Yaşar Kemal?
“Demirin tuncuna, zamanın p... kaldık!” mı demişti?