Sosyal medya ile tanıştığımızdan bu yana çok şey değişti hayatımızda.

Ahlak anlayışımız değişti, siyaset yapma yöntemimiz değişti, adalet anlayışımız değişti, aileye bakışımız değişti, alış veriş alışkanlıklarımız değişti…

Sosyal medya kök hücrelerimize kadar işledi adeta. Bir konu hakkında bilgi sahibi olmasak da, birilerinin sosyal medya da bize servis ettiği her türlü bilgiyi doğruluğunu araştırmadan, üzerinde bir dakika bile düşünmeden doğru kabul eder olduk.

Birileri istedikleri her konuda toplumu yönlendirmeye, toplum mühendisliği yapmaya ve toplumda istedikleri şekilde bir algı oluşturmaya başladı.

Peki nereye kadar devam edecek bu hukuk tanımayan, ahlaki değerleri belli olmayan kirli siyaset anlayışı ve toplum mühendisliği…

İnsanlar sevmedikleri ve istemedikleri kişi, kurum ve parti hakkında internet ortamında servis edilen her türlü yalan haberi anında satın alıyor. Aklı ile alay edildiğini, esasında bu yalan haberler ile en başta şahsına karşı saygısızlık yapıldığını düşünemiyor bile.

Siyaset etiğini ahlakını bir kenara bırakalım, peki ya insanların lekelenmeme hakkı, masumiyet karinesi, kişilik halkları, aile şerefi, onuru, haysiyeti?

Bunlar ne olacak peki? Bu insanlar yarın sizin hakkınızda da istedikleri şekilde bir iftira kampanyası başlatırsa veya kirli bilgi servis ederse ne yapacaksınız? Şimdilik size dokunmayan o yılan bin yıl yaşarsa bir gün sizin hayatınızı da mahvedebilir!

Gelişmiş ülkelerde bu konuda hukuki yaptırımlar uygulanmaya başlandı son yıllarda. Dibi karanlık bir kuyu olan bu mecrada, şahsının veya partisinin, cemaatinin veya çalıştığı kurumun kirli emellerine hizmet eden birileri sosyal medyada artık daha profesyonel bir şekilde hareket ediyor. Troller yalan haber üretme ve yayma konusunda çok başarılı maalesef…

Halk internette yazılan ve paylaşılan her bilgiyi, görseli ve paylaşımı peşinen doğru zannediyor. Bu şekilde koca bir toplumu istedikleri şeye inandırıyor ve böylece amaçlarına ulaşmaya çalışıyorlar.

Siyasetçiler ve taraftarları da sosyal medyayı kullanıyor. Bunda bir beis de yok. Ama siyaset etiği ve insanlık onuru ayaklar altına alınarak yanlış ve kirli bilgilerin topluma servis edilmesi doğrumu?

Her şeyden önce halkın aklı ile alay ediliyor. Onları koyun sürüsü gibi istedikleri yöne götürebileceklerini düşünüyorlar. Nasıl olsa kimse o bilginin doğruluğunu araştırmaz yada suçlanan kişi yada kurumların ne cevap vereceği ile ilgilenmez!

Aynı iftira ve yalan haberler sizin hakkınızda yada destek verdiğiniz parti hakkında yapıldığında ne düşünüyorsunuz?

Empati yapmak zor mu? Ahlaki ve hukuki çerçevede siyaset yapmak zor mu?

Yalanlarla ve iftira kampanyaları ile siyaset yapıp sonra da dürüst ve erdemli olduğunu iddia etmek nasıl bir aymazlık ve utanmazlıktır!

O parti bu parti meselesi değil, sözüm sadece bir ya da bir kaç partiye de değil. Maalesef tüm partilerin az veya çok bir şekilde içine düştüğü bir durum bu.

Bazı ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de siyasi amaçları için bilerek ve isteyerek yalan haber üreten ve yayanlar en ağır şekilde cezalandırılmalı ve hatta siyasi yasak getirilmeli hakkında.

Artık bu ülke de yalan haber, kirli bilgi ve dezenformasyon istemiyoruz. Siyaset, dürüstçe ve ahlaki değerler içinde kalınarak yapılmalı. Yalancıların, müfterilerin siyasetten acilen temizlenmesi gerekiyor. Halk yalancı ve müfteriler arasında değil dürüst, erdemli ve ahlaki değerleri olan kişiler arasında seçimini yapmalı…

İktidarda kalabilmek için veya iktidara gelebilmek için yalana başvuran, bilerek ve isteyerek bu yalanı halka pazarlayanların siyasette hiç bir zaman yeri olmamalı. Hukuki düzenlemelerin acilen yapılması elzem.

Son zamanlarda çok fazla kirli ve asılsız bilgi üretilerek servis edildi. Nasıl olsa bir yaptırımı yok. Meşhur klavye kahramanlarımız aklına ne eserse yazabilir tabi. Sözde düşünce ve fikir özgürlüğü, öyle mi?

Hayır efendim bunun özgürlükle, eleştiri hakkı ile filan ilgisi yok. Bunun karakterle ilgisi var, insan olmakla ilgisi var, ahlakla ilgisi var, inançla ilgisi var, haya ile ilgisi var…!