Siyasette bazen bir röportajın satır aralarında, uzun uzun yapılan açıklamalardan daha fazla şey gizlidir.
CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz ile gerçekleştirdiğimiz söyleşide de aslında en net görünen şey buydu: CHP örgütü artık kendisini yalnızca muhalefet eden bir yapı olarak değil, doğrudan iktidara hazırlanan bir siyasi hareket olarak görüyor.
Yalaz’ın konuşmasının merkezinde sürekli aynı vurgu vardı: “Yorulmaya hakkımız yok.”
Bu cümle sıradan bir siyasi motivasyon cümlesi değil.
Çünkü Türkiye’de siyaset artık sadece yerel gündemle yürümüyor.
Belediye çalışmaları, şehir meseleleri, hizmet tartışmaları derken bir anda ülke gündeminin tam ortasında buluyorsunuz kendinizi.
Özellikle CHP açısından son dönemde yaşanan gelişmeler düşünüldüğünde, il başkanlarının artık yalnızca şehir siyaseti yapan isimler olmadığı açık.
Bir yandan belediyelere yönelik operasyonlar, diğer yandan parti içi tartışmalar…
Üstelik tüm bunların ortasında ekonomik krizle boğuşan bir toplum var.
Talat Yalaz’ın açıklamalarında dikkat çeken noktalardan biri de Eskişehir’de “fire” ihtimalini net biçimde reddetmesiydi.
Son dönemde Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşanan siyasi geçişler üzerinden yürüyen tartışmalara karşı oldukça kesin konuştu. Bu tavır aslında CHP Eskişehir örgütünün kendi iç bütünlüğüne duyduğu güveni gösteriyor.
Eskişehir siyaseti uzun yıllardır Türkiye ortalamasından farklı bir yerde duruyor.
CHP’nin kentteki kurumsal yapısı ve seçmen aidiyeti kolay kırılabilecek bir yapı değil. Yalaz’ın rahat konuşmasının altında da biraz bu gerçek yatıyor.
Kılıçdaroğlu moral bozuyor
Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu hakkında yaptığı değerlendirmeydi.
Cümlelerini dikkatli seçse de parti örgütlerinde ciddi bir rahatsızlık olduğu hissediliyor. Çünkü bugün CHP yönetimi, uzun yıllar sonra ilk kez “iktidar ihtimalini” bu kadar güçlü hissediyor. Böyle bir dönemde parti içinden gelen her tartışma doğal olarak örgütte moral bozukluğu yaratıyor.
Yalaz’ın “Sarayın CHP’si değil halkın CHP’sini savunuyoruz” çıkışı da aslında doğrudan bu tartışmalara verilmiş bir mesajdı.
Siyasette bazen kelimelerden çok ton önemlidir.
Ve o ton, CHP örgütünün artık iç tartışmalardan yorulduğunu gösteriyor.
Tepebaşı Belediyesi bürokratlarına yönelik süreçle ilgili söyledikleri de önemliydi. Özellikle “ifadeye çağrılsa gelecek insanlara şafak operasyonu yapılması” eleştirisi, son dönemde muhalefetin sık sık dile getirdiği hukuk-siyaset ilişkisi tartışmasının yerel yansıması niteliğinde.
Ancak röportajın belki de en dikkat çekici kısmı ekonomi başlığıydı.
Çünkü bugün vatandaşın gündeminde siyasi polemiklerden çok mutfak var.
Pazar filesi var.
Kira var…
Emeklinin ay sonunu getirme mücadelesi var…
Yalaz’ın “İnsanlar artık sadece sandığı bekliyor” cümlesi de tam olarak bunu anlatıyor. Türkiye’de siyasi atmosfer ne kadar sert olursa olsun, seçmenin kararını belirleyen temel unsur hala ekonomi olmaya devam ediyor.
CHP bugün kendisini iktidara en yakın dönemlerinden birinde görüyor olabilir.
Ama iktidar yürüyüşü sadece eleştiriyle değil, toplumun güvenini sürekli canlı tutabilmekle mümkün.
Talat Yalaz’ın röportajındaki en net mesaj ise şuydu:
CHP artık sadece muhalefet etmek istemiyor.
İktidarı gerçekten hedefliyor.
KISSADAN HİSSE
Büyük Rus yazarı İvan Turgenyev, soğuk bir akşamüstü evine doğru yürürken yolda bir dilenci kendisinden yardım ister.
Cebini yoklayan Turgenyev, verecek tek bir madeni para bile bulamaz. Bunun üzerine adamın üşüyen ellerini kendi elleriyle tutup ısıtarak şöyle der:
“Affet kardeşim, sana verecek bir şeyim yok.”
Dilenci ise gülümser:
“Verdiniz ya efendim… Bana ‘kardeşim’ dediniz.”