Satılık evi, arabası, arsası olan satılık ilanı verir.
Kiralık evi, iş yeri olan da kiralık ilanı…
Kimliğini; kedisini, köpeğini kaybeden de kayıp ilanı...
İş arayan “iş arıyorum” diye ilan verir.
İşçi arayan da “eleman aranıyor” diye...
Geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden, günümüz Türk edebiyatının en önemli öykü yazarlarından Necati Tosuner de “Necati Tosuner bir yayımcı arıyor!” diye ilan vermişti.
“Necati Tosuner’in kişiliğini önemseyen,
Yazdıklarına değer veren,
Yazarlığını desteklemek isteyen,
Telefonlarına çıkacak, mektuplarını yanıtlayacak,
Cimri, kindar ve nobran olmayan,
İnsanlıktan nasibini almış olan bir yayımcı...”
***
Necati Tosuner’le, Gençlik Kitabevi Öykü Ödülü’nü aldığımda karşılaşmıştım.
Seçici kurulda, Adnan Özyalçıner’le birlikte o da vardı.
O zamanlar seçici kurullarda sağlam isimler olurdu.
Çok sayıda eseri olan, kitapları okunan, tanınan...
Okurun gözünde kendini kanıtlamış isimler...
***
Necati Tosuner, ödül töreninde hemen yanımda oturuyordu.
“Ödülü almadan önce bir konuşma yapmak istediğimi” fısıldamıştım kendisine.
Tesadüf bu ya, ödülü almak için kürsüye çıktığımda, Necati Tosuner’in “yayımcı aranıyor” ilanına benzer bir konuşma yapmıştım.
Para ödülü istemediğimi; yazdığım, yazacağım öykülerin yayımcılar tarafından kitaplaştırılmasını istediğimi söylemiştim. Yeni öyküler yazabilmem için para ödülüne değil, bir yayımcıya ihtiyacım olduğunu anlatmıştım.
Ödül olarak verilen para da az değildi.
Oturduğumuz ev sobalıydı.
O yıl üç ton kömür almıştık o parayla.
***
Necati Tosuner’in, “yayımcı aranıyor” ilanı bir ironi belki ama...
Gerçek payı da yok değil.
Eskiden yayımcılar okunan; alınan, satılan iyi yazılmış kitaplar yayımlardı.
Parayı kitap satışından kazanırlardı.
Yazarlarına da telif hakkı öderlerdi.
Şükran Kurdakul, Ataç Kitabevi’ndeYaşar Kemal’in “Taş Çatlasa” kitabını yayımlıyor.
O yıllarda henüz daha kimse tanımıyor Yaşar Kemal’i.
Kitabının ne kadar satacağı bile belli değil.
Baskı sayısı üzerinden kitabının telif hakkını ödemek istiyor Yaşar Kemal’e.
“Hadi canım, senden telif mi alacağım?Bana bir kasket al yeter,” diyor Yaşar Kemal.
Kasketi alıp veriyor.
Az ya da çok bir şey veriyor yani.
Günümüzde öyle mi?
“Kitap mı yazdınız? Hemen yayımlayalım.”
“Siz yazın biz yayımlayalım,” türü ilanlar, sosyal medyada sık sık karşımıza çıkıyor.
Adı sanı belli olmayan bu yayınevleri yazara telif hakkı ödemek bir yana, yazardan para alıyor.
Anlayacağınız, kitabı okura değil, yazarın kendine satıyor!
Hem de daha kitap yayımlanmadan, peşin peşin.
Kapitalizmin körüklediği parlak bir tüccar zekası!...
Parayla kitap bastırarak yazar olunduğunu zanneden insanların yazar olma heveslerinden beslenen bu yayımcıların sayıları her geçen gün arttığına göre bu işten iyi para kazanıyor olmalılar.
***
E tabii, her şeyin ucunun paraya, çıkara dayandığı günümüzde pek çok şey değişti.
Yayımcılık değişti...
Okumak yazmak değişti…
Ahlak anlayışı değişti…
Sevgi, saygı duyma; hak, hukuk gözetme değişti…
Değişti mi bozuldu mu anlamak zor ama günümüz insanı da değişti.
Bambaşka bir şey oldu.