Aynı soruyu bir de tersten soralım,
Zenginlik bir kader midir?
Eğer zengin bir ailede doğduysanız, bunu sizin kaderiniz diye bakmak mümkün...
Ama isterseniz ileride kaderinizi değiştirebilirsiniz?
Bazen istemeseniz de değişir kaderiniz...
Yani fakirleşebilirsiniz...
Elinizdeki tüm varlığı 'yanlış tercihler' nedeniyle kaybedebilirsiniz...
***
Peki ya yoksul bir ailede doğduysanız?
Bu sizin kaderinizdir...
Ancak o kaderi değiştirmek sizin elinizdedir...
Peki kader, dediğimiz şey, zaten 'değiştirilemeyen gerçek' değil midir?
O halde,
Kaderimizi nasıl kendimiz tayin edebilir ya da değiştirebiliriz?
Bu paradokstan benim çıkardığım sonuç;
Yoksulluğun bir kader olmadığı...
Yoksulluğun üstesinden gelinebilecek bir şey olduğu...
Asla katlanmak zorunda olmadığımız;
Ancak üstesinden gelebilmek için de emek harcanması gereken bir şey...
***
Yoksulluğu,
Katlanılması zorunda olunan bir şey olarak görmeyen insanlar;
Eninde sonunda bunu başarabilirler...
Kararlı olmaları gerekir...
Planlı olmaları, hedeflerini önceden koymaları gerekir...
Peki,
Yoksul olmamanın ölçütü nedir?
Ya da zengin olmanın?
Zengin sayılmanın?
Kullanabileceğinden, harcayabileceğinden daha fazla paraya sahip olmak mıdır?
Yoksa hayatının kalan bölümünü 'çalışmadan rahatça yaşayabileceğin',
Hatta aynı yaşam standardını çocuklarına da miras bırakacak kadar mala mülke sahip olmak mı?
***
Yoksa,
Yalnızca, siyah ya da beyaz olmak zorunda değil...
Grinin de 50 tonu var, öyle değil mi?
Zengin ya da yoksul olmak değil de, Sağlıklı ve mutlu bir yaşam değil midir, tüm dileğimiz...
Yoksul olmak istemiyoruz,
Ancak zengin olmak da 'mutlak bir zorunluluk' değil...
***
Ülkeler de, insanlar gibi bence...
Bir kısmı yoksul, bir kısmı zengin...
Yoksulluk onlar için de kader değil elbette...
Hele ki,
Türkiye gibi, 85 milyonluk dev bir ülkeyseniz...
Herkes kendi yoksulluğunu yenerse,
O ülke artık yoksul değil demektir...
Tek bir şartla...
Sizce o şart nedir?
Bence o şart,
'Kendi kararlarımızı kendimizin vermesidir...'