Türkiye Cumhuriyeti 15 Temmuz'da darbe görünümlü terör saldırısı yaşadı. Halkımızın, kahraman polislerimizin, ülkesine, vatanına bağlı Türk Silahlı Kuvvetlerimiz sayesinde hainler emellerine ulaşamadı. Halkımız günlerdir meydanlarda demokrasi nöbeti tutuyor. Meydanlarda Fethullah Gülen'i maketini dar ağacına asan halk, 'Hainlere idam yakışır. İdam cezası gelmeli' diye haykırıyor. Meydanlarda 'Amerika'ya uşaklık ettiği' iddiasıyla Gülen'in Türkiye'ye getirilip idam edilmesi isteniyor. O kitlenin içerisinde 'Kurtuluş Savaşı yıllarında hocaları astı' diye Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü suçlayanlarında olması dikkat çekiyor. 'Vatanını satan insan dinden imandan ve namustan asla bahsedemez' diyen Atatürk o yıllarda ülkeye ihanet eden hoca görünümlü İngiliz uşaklarını astı. Demek ki Atatürk bu vatan hainlerini asarak en doğru olanı yapmış. Atatürk o kadar büyük bir deha olduğu için vatan haini hocalar onu kandıramamış. Demek ki din bezirganlığı yapan hocaların şeyhlerin peşinden gitmeyeceksin. 'Alınları secdeye değiyor' diye tüm devlet kurumlarını onlara teslim etmeyeceksin. (Peygamberimizin torunu Hazreti Hüseyin'i Kerbela'da katledenlerin alınları da secdeye değiyordu.) Böylece 'beni kandırdılar' demek zorunda kalmayacaksın…
*
NOSTALJİ
3-0 KAZANMAMIZA RAĞMEN KÜME DÜŞMÜŞTÜK
20 yıl önce. Tarih 12 Mayıs 1996. Yer Eskişehir Atatürk Stadyumu. Eskişehirspor ligin son maçında Samsunspor ile karşılaşıyor. Fotoğrafta Eskişehirspor Başkanı merhum Ahmet Sezer, Samsunspor Başkanı İsmail Uyanık ve Eskişehirspor Genel Sekreteri Bekir Sıtkı Saraç yer alıyor. FİFA Kokartlı Hakem Ahmet Çakar'ın yönettiği maçta Eskişehirspor Volkan Şahinkol, Hakan Şimşek, Nana Eshun'un golleriyle maçı 3-0 kazanıyor. Ancak 32 puanla 17. Sırada yer alan Eskişehirspor kazandığı maç sonrası küme düşüyor. O yıl Eskişehirspor'u iki maçta da yenen Beşiktaş, ligin son haftalarında küme düşmeye oynayan Vanspor'a Van'da 2-0, Denizlispor'a ise kendi evinde 4-0 kaybetmişti. O yıl ligden düşen takımları Beşiktaş'ın bu performansı belirlemişti.
*
CUMARTESİ HİKAYESİ
OĞLUMUN GÖZÜNDE İYİ BİR EŞ OLARAK KALMAMI İSTEMİŞ
Bu akşam eve geldiğimde eşim akşam yemeğini servis ediyordu. Elini tuttum ve ona söyleyeceğim şeyler olduğunu söyledim. Masaya oturdu ve sessizce yemeği yemeye başladı. Ve yine gözlerinde o korkuyu gördüm. Bir an da kasıldım ağzımı açamıyordum ama düşüncelerimi söylemem lazımdı.
SADECE SEBEBİNİ SORDU
Ben boşanmak istiyorum. Sinirlenmedi Sözlerime karşılık vermedi, sadece sebebini sordu. Bir cevap veremedim ve buna çok sinirlendi elinde ki çatal bıçakları fırlattı. Bana bağırdı ve adam olmadığımı söyledi. Bu akşam tek kelime konuşmadık. Eşim bütün Gece ağladı. Farkındaydım Evliliğimiz ne olacağını merak ediyordu, ama onu tatmin edecek bir şey söyleyemeyecektim. Ben Jane'e aşık oldum, eşimi sevmiyorum artık.
SÖZLEŞMEYİ YIRTTI
Bu vicdan azabıyla bir evlilik sözleşmesi hazırladım, evi, arabayı ve şirketin 30%'unu ona verecektim. Sözleşmeye kısa bir süre baktı ve yırttı. 10 yıl hayatımı paylaştığım bu kadın bana yabancı olmuştu. Onun harcadığı zamana ve enerjiye üzülüyordum, ama geri dönemezdim, Jane'e çok aşık olmuştum. Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı, bu benim beklediğim bir tepkiydi. Onun ağlaması benim hafiflememe sebep olmuştu. Bir süredir aklımdan geçiriyordum boşanmayı, bu fikir bende saplantı haline gelmişti ve şimdi bu duyguyu daha da güçlü hissediyordum ve doğru karardı.
HER SABAH
TAŞIMAMI İSTEDİ
Bir sonra ki akşam eve geç gelmiştim ve eşimi masada yazı yazarken gördüm. Çok uykum vardı ve Akşam yemeğini yemeden uyumaya gittim. Jane ile geçirdiğim o kadar saat beni yormuştu. Bir ara uyandım ve onu hala yazı yazarken gördüm Masa da. Ama bu benim Umurumda değildi ve başımı Çevirip uyumaya devam ettim.
Ertesi sabah bana şartlarını yazı halinde sundu. Benden hiçbir şey istemiyordu, sadece boşanmamızı ilan etmek için 1 ay müsaade istedi ve bu zamanda normal bir aile gibi davranmamızı istedi. Bunun sebebi oğlumuzun 1 ay sonra sınavların olması ve bu dönemde ona bu yükü bindirmemekti. Bu kabul edilebilir. Bir şey daha vardı, benden onu evlilik gecesinde onu kapıdan içeriye nasıl taşıdığımı hatırlamaktı ve 1 ay boyunca her sabah onu yatak odasında Kapıya kadar taşımamı istedi. Kafayı yediğini düşündüm, ama son günlerimizin iyi geçmesi acısından, kabul ettim.
OĞLUM ALKIŞLADI
Sonra bu şartlardan Jane bahsettim, yüksek ses ile gülüp bunun çok saçma olduğunu ve eninde sonunda boşanmayı kabul etmek zorunda kalacağını söyledi. Eşimle boşanma konusunu açtığımdan beri fiziksel temasta bulunmadık. Bu sebepten ilk gün onu kucağıma alıp kapıya götürdüğümde tuhaf bir duygu yaşadım. Oğlumuz arkamızda duruyordu ve alkış yapmaya başladı 'Babam Annemi kucağında taşıyor' bu onu çok sevindirmişti, Sözleri canımı acıtmıştı... Yatak odasından Evin Kapısına kadar 10 metre taşıdım. Eşim gözlerini kapattı ve kulağıma 'Oğlumuza boşanmamızdan bahsetme' diye fısıldadı. Bende başımı öne eğerek tamam dedim ve içime bir üzüntü çöktü. Kapı önünde onu bıraktım Eşim Otobüs durağına gitti ve onu İşe götürecek olan Otobüsü bekledi. Bende tek başıma Ofise gittim.
2. gün bu oyunu oynamak bize daha kolay gelmişti. Eşim başını Göğsüme yasladı ve onun kokusunu duydum. Birden eşime uzun süredir bakmadığımı anladım. Ve onun evlendiğim zaman ki kadar genç olmadığını fark ettim. Yüzünde hafif çizgiler oluşmuş, saçlarına ak düşmüştü. Geçen yıllar öylesine yanından geçmemişti, O an kendime ona bununla neler yaptığımı sordum.
4. Gün onu kucağıma aldığımda bir güven duygusu yaşadım. Bu bana Hayatının 10 yılını Hediye eden Kadın.
5. gün bu güven duygusu daha da büyümüştü. Bundan Jane bahsetmedim. Günler geçtikçe onu taşımak daha da kolaylaşmıştı, belki de bu sayede yaptığım antremandan dolayı.
Bir Sabah onu ne giyeceğini düşünürken izledim. İsyan ederek her gün kıyafetlerin biraz daha bol geldiğini söyledi. Birden onun ne kadar süzüldüğünü ve kilo verdiğini fark ettim. Demek ki onu her sabah daha kolay taşıyabilmemin sebebi buydu. Birden yüzüme yumruk gibi vurdu. Bu kadar acıyı ve üzüntüyü kalbinde taşıyordu. Farkında olmadan başını okşadım. O an Oğlumuz da geldi ve 'Baba Annemi taşıman lazım ' dedi. Bu hayatımızın bir parçası olmuştu, babasının annesini odadan Kapıya taşıması. Eşim Oğlumuzu yanına çağırdı ve ona sıkı sıkı sarıldı. Ben başımı çevirdim, son anda kararımdan vazgeçmek istemiyordum. Onu kucağıma aldım ve yatak odasından kapıya kadar taşıdım. Elini enseme koymuştu ve ben onu sıkı sıkı tutmuştum. Tıpkı Evlendiğimiz gün gibi.
BOŞANMAYACAĞIMI
SÖYLEDİM
Artık Huzursuzlanmıştım bu kadar kilo vermesinden. Son gün onu kucağım da taşıdığımda hareket etmedim. Oğlumuz okuldaydı ve eşime hayatımızda ki yakınlığın ne kadar eksildiğini söyledim. Ofise gittim arabadan fırladım kapıyı kilitlemeden bunun için zaman yoktu. Her anın kararımı değiştirmesinden korkuyordum ve Merdivenden yukarı koştum, yukarı varınca Jane kapıyı açtı. Ona karımdan boşanmayacağımı söyledim.
Şaşkın bir ifadeyle elini anlıma koydu ve ' Senin ateşin mi var?' diye sordu. 'Üzgünüm Jane ama ben artık boşanmak istemiyorum' dedim. Evliliğimizin renksiz kalması sevgi eksikliğinden değil, birbirimizin değerini unuttuğumuzdandı. Şimdi aklıma geldi ki, ona evlendiğimiz gün kapıdan içeri taşıyınca ömrümün sonuna kadar Sadakat yemini verdiğimi...... Jane olayı anlayınca yüzüme bir tokat attı ve kapıyı kapatarak ağlamaya başladı. Hemen aşağı koşup ilk çiçekçiye gidip eşime bir buket çiçek aldım, üzerinde ki karta da 'Seni her Sabah hayatımın sonuna kadar taşıyacağım.'
MUTLULUĞUN TEMELİ
Eve vardığımda yüzümü bir gülümseme kapladı, elimde çiçeklerle yatak odasına gittim ve eşimi yatağın üstünde ölü buldum. Eşim aylardır kanser ile savaşıyordu ve ben Jane ile ilgilenmekten bunu fark etmemiştim. Fazla yaşamayacağını bildiği için, beni oğlumun bana negatif tutumundan korumaya çalışmıştı. En azından oğlumun gözünde iyi bir eş olarak kalmamı istemişti. İlişkide ki küçük şeylerdir önemli olan. Villalar, arabalar çok paralar değil. Bunlar hayatı kolaylaştırır ama asla mutluluğun temeli olamazlar. İlişkine zaman ayır ve ilişkinin güven ve huzur anlamına gelecek şeylere meşgul ol. Mutlu bir beraberlik yaşa.
**
FOTO ŞAKA
Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç: Ne Fethullahçı Subaylar darbe girişiminde mi bulunmuş!!! Ordunun bağırsaklarını temizleyenler hiç darbe yapar mı? Darbeye kalkaşanlar kedidir, kedi!!!