Eskiden bir şeyi beklemek hayatın normal bir parçasıydı. Bir telefonun çalmasını beklerdik, televizyonda sevdiğimiz programın başlamasını beklerdik, sipariş ettiğimiz bir şeyin gelmesi için günleri sayardık. Şimdi ise beklemek neredeyse tahammül edemediğimiz bir şeye dönüştü.
İnternet biraz yavaşlasa sıkılıyoruz. Siparişimiz yarım saat gecikse sinirleniyoruz. Bir mesaj attığımızda karşı taraf hemen cevap vermeyince ister istemez telefona bakmaya başlıyoruz. Sanki her şeyin bizim istediğimiz anda gerçekleşmesi gerekiyormuş gibi yaşıyoruz.
Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdı, bunda şüphe yok. Eskiden saatler süren işler şimdi dakikalar içinde halledilebiliyor. Bir bilgiye ulaşmak, bir yere gitmek veya ihtiyacımız olan bir şeyi satın almak çok daha kolay. Fakat bu kolaylıklar, zamanla bizde farklı bir alışkanlık oluşturdu. Her şeyin hızlı olmasına alıştık, biraz yavaşlayınca da huzursuz olmaya başladık.
Üstelik bu durum sadece internetle, alışverişle sınırlı değil. Bir işe başlıyoruz, hemen sonuç almak istiyoruz. Bir şey öğrenmeye çalışıyoruz, kısa sürede uzmanlaşmayı bekliyoruz. Emek vermenin, zaman ayırmanın ve sabretmenin gerektiğini bildiğimiz halde sonuç gecikince hevesimiz kırılabiliyor.
Belki de en ilginç tarafı şu; Gün içinde sürekli bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz ama akşam olduğunda günün nasıl geçtiğini bile anlamıyoruz. Bir sonraki işi, bir sonraki planı, bir sonraki günü düşünüyoruz. İçinde bulunduğumuz anı yaşamak ise çoğu zaman aklımıza bile gelmiyor.
Oysa hayatın bazı güzellikleri aceleye gelmiyor. Bir dostluk zamanla kuruluyor, bir beceri tekrar ederek gelişiyor, güzel bir anı bazen hiç planlamadığımız bir anda karşımıza çıkıyor. Bunların hiçbiri bir düğmeye basınca gerçekleşmiyor.
Belki de arada bir yavaşlamak gerekiyor. Her bildirime hemen bakmamak, her boşluğu bir şeylerle doldurmamak, bazı şeylerin olması için zamana ihtiyaç duyduğunu kabul etmek...
Çünkü her şeyin hızlandığı bir dünyada, insanın kendine ayırdığı zaman giderek azalıyor. Belki de asıl mesele bir şeyleri daha hızlı yapmak değil, yaptığımız şeylerin farkına varabilmek.
Her şeye hemen ulaşabiliyoruz. Peki, bu kadar acele ederken gerçekten neyi kaçırıyoruz?