Eskişehirspor bu şehrin yalnızca futbol takımı değildir. Bu kentin hafızasıdır, sokaktaki çocuğun hayalidir, yıllardır aynı tribünde omuz omuza maç izleyen insanların ortak duygusudur.

Eskişehirspor, siyaset üstü bir değerdir. Ve bu şehirde hangi siyasi görüşten olursa olsun, Eskişehirspor’a gerçekten gönül veren isimler her zaman taraftarın hafızasında ayrı bir yere yazılmıştır.

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt da bu isimlerden biri.

2011 yılında milletvekili olduğu Eskişehir’de, 2014 yılından itibaren Odunpazarı Belediye Başkanı olarak görev yapan Kazım Kurt, sadece seçim meydanlarında değil, Eskişehirspor’un en zor günlerinde de hep ön safta duran isimlerden oldu. Oyunu artırarak görevine devam eden bir belediye başkanı olmasının yanında, Eskişehirspor söz konusu olduğunda elini değil, gövdesini taşın altına koyan siyasi aktörlerden biri olarak taraftarın takdirini kazandı.

Bunu yalnızca açıklamalarla değil, yaptığı işlerle gösterdi.

Kentin bazı kesimlerinden tepki alma pahasına, esnafın eleştirilerini göze alarak Eskişehirspor yararına festivaller düzenlenmesini sağladı. Kulübün ekonomik anlamda nefes alabilmesi için belediye imkanlarını zorladı. Çünkü o, Eskişehirspor’un yalnızca bir spor kulübü değil, bu şehrin ortak değeri olduğuna inandı.

Yıllardır gazeteci olarak kendisiyle sayısız röportaj, canlı yayın ve program yaptım. Milletvekilliği döneminden belediye başkanlığına kadar yakından takip ettim. Ancak AyvalıkgücüBelediyespor karşısında alınan ve Eskişehirspor’un bir üst lig hayalini başka bir sezona bırakan o 0-0’lık maçın ardından ilk kez bu kadar kızgın, bu kadar kırgın gördüm.

Çünkü tribünde 35 bin kişi vardı ama sahada o ruh yoktu.

Kazım Kurt’un maç sonu yaptığı açıklamalar bugün tartışılıyor olabilir. Kullandığı ifadeleri sert bulanlar da var. Ancak o sözlerin arkasında bir siyasetçinin değil, yıllardır bu kulübün düşüşünü izlemek zorunda kalan bir Eskişehirspor sevdalısının hayal kırıklığı vardı.

“Yazıklar olsun” derken aslında tribündeki binlerce insanın duygusuna tercüman oluyordu.

Elbette herkesin eleştiriye açık olması gerekir. Kazım Kurt’un açıklamalarına katılan da olur, katılmayan da. Ancak bugün bazı çevrelerin yaptığı gibi, yıllardır Eskişehirspor için verdiği mücadeleyi yok saymak da hakkaniyetli değil.

Çünkü bu şehir hafızasını kaybetmez.

Kimler yalnızca forma giyip fotoğraf verdi, kimler gerçekten mücadele etti; taraftar bunu bilir.

Kazım Kurt’un yıllardır savunduğu temel düşünce ise hep aynı kaldı:

“Eskişehirspor hiçbir siyasi partinin arka bahçesi değildir.”

Belki de bu yüzden taraftarla arasında farklı bir bağ oluştu. Çünkü Eskişehirspor’un siyaset üstü kimliğini her fırsatta savundu. Tribündeki insanın siyasi görüşüne değil, boynundaki kırmızı siyah atkıya baktı.

Bugün Eskişehirspor yine zor günlerden geçiyor olabilir. Ancak bu şehirde hâlâ Eskişehirspor için dertlenen insanlar olduğu sürece umut da var olacaktır.

Çünkü bazı sevgiler makamla başlamaz, makamla da bitmez.

KISSADAN HİSSE

Günlerden bir gün, zamanın ünlü bir bilgesi hükümdarın sarayının kapısına geldi. Muhafızların hiçbirisi saygıları nedeniyle onu durdurmaya çalışmadı. Bilge, sonunda hükümdarın tahtında oturduğu odaya girdi. Ziyaretçisini hemen tanıyan kral saygıyla ayağa kalkıp sordu:

“Ne istiyorsun? Sana nasıl yardım edebilirim?”

“Bu handa uyuyacak bir yer istiyorum” cevabını verdi bilge.

“Ama burası han değil ki” dedi kral hafif kızgınlıkla, “Benim sarayım.”

“Sorabilir miyim: Senden önce bu sarayda kim yaşıyordu?”

“Babam. O öldü ama.”

“Ondan önce kim yaşıyordu?”

“Büyükbabam. O da öldü.”

“O zaman burası insanların kısa bir süreliğine gelip kaldığı, sonra da terk edip gittiği bir yer demek ki. Neden ona han demeyeyim?