Önceki akşam… Seyitgazi yolunda, yağmurun altında bir kazanın ortasındaydım.

Gazeteci refleksiyle değil, insan olarak sarsıldım.

Bir tır…

Kontrolden çıkıyor.

Karşı şeride geçiyor.

Ve bir otomobili adeta yok ediyor.

Bir can olay yerinde…

Bir can yoğun bakımda…

Bir aile paramparça.

O otomobilin halini gördüğünüzde, mesele “kaza” olmaktan çıkıyor.

Bu, göz göre göre gelen bir son.

Çünkü burası artık şöyle anılıyor:

Seyitgazi yolu… ölüm yolu.

Yıllardır aynı haberleri yazıyoruz.

Yıllardır aynı cümleleri kuruyoruz.

“Yağmur, kaygan zemin…”

“Kontrolden çıkan araç…”

“Karşı şeride geçti…”

Peki biz ne yapıyoruz?

Kaç can daha gidecek ki bu yol gerçekten gündem olacak?

Kaç aile daha parçalanacak?

Yol mu sorun, denetim mi, sürücü hatası mı?

Belki hepsi.

Ama kesin olan bir şey var:

Bu artık “alışılmış bir haber” değil.

Bu bir ihmal zinciri.

Bir başka ihmalin, bu kez bambaşka bir alandaki yansıması ise İzmir’de karşımıza çıktı.

Eskişehirspor taraftarı…

Takımının peşinden kilometrelerce yol gidiyor.

Ama stat kapısında durduruluyor.

Yetmiyor…

Müdahale geliyor.

Biber gazı… plastik mermi…

İçlerinde kadınlar, çocuklar var.

Bakın, burada çok net bir çizgi var.

Futbol dediğimiz şey;

rekabetin, coşkunun, aidiyetin sahasıdır.

Ama kimse taraftarı “tehdit” gibi görme hakkına sahip değil.

Üstelik ortada kapasite sorunu yokken…

Üstelik ortada taşkınlık yokken…

Bu yapılan, güvenlik değil.

Bu, yönetememektir.

Eskişehirspor camiasının verdiği tepki boşuna değil.

Çünkü bu şehir, takımına sadece skorla bağlı değil.

Bu şehir, renklerine “yürekten” bağlı.

Ve o aidiyete yapılan her müdahale, doğrudan kalbe dokunur.

Ve gelelim en yakıcı meseleye…

Ekmek.

Eskişehir’de ekmeğe zam kapıda.

Fırıncı diyor ki: “Dayanamıyoruz.”

Vatandaş diyor ki: “Zaten dayanamıyoruz.”

İki taraf da haklı.

Maliyetler artıyor.

Akaryakıt, un, işçilik…

Hepsi yukarı gidiyor.

Ama vatandaşın geliri aynı hızla artmıyor.

Ortada çok net bir sıkışma var.

Fırıncı ayakta kalmaya çalışıyor.

Vatandaş hayatta kalmaya çalışıyor.

Ve bu denklemde kazanan yok.

Ekmek dediğimiz şey bu ülkenin en temel göstergesidir.

Ekmek pahalıysa, hayat pahalıdır.

KISSADAN HİSSE

Yollarda insanlar ölüyorsa…

Stadyum önünde insanlar itilip kakılıyorsa…

Ve sofradaki ekmek küçülüyorsa…

Orada mesele tek tek olaylar değildir.

Orada mesele, yönetilmesi gereken bir bütündür.

Ve en tehlikelisi de şudur:

Biz bu tabloya alışmaya başlarsak…

İşte o zaman gerçekten kaybederiz.