Chopin'in 'Cenaze Marşı' mı Itri'nin 'Tekbir'i mi?
Hadi bakalım.
Ya ikisi de değilse?
***
Sokak röportajını biliyorsunuz.
Kadına soruyor muhabir.
'Alışverişe kiminle çıkmak istersiniz?
Muhabir seçenekleri saymaya başlıyor:
A) Kocanızla…'
B diyor kadın anında.
B'nin ne olduğunun hiç önemi yok.
Alışveriş sırasında kocası olmasın da yanında.
Kocası dışında kim olursa olsun.
***
Karşı karşıya kaldığımız duruma bir bakın.
Şehit cenazelerinde Chopin'in 'Cenaze Marşı' mı Itri'nin 'Tekbir'i mi çalsın?
Hiç biri çalmasın.
B yani.
Be!
Şehit cenazesi olmasa?
Şehit cenazesi olmasın, diye bir seçenek yok mu?
Şehit cenazesi olmasa ve çalmasa ne Chopin ne de Itri.
Olmaz mı?
***
Chopin'in 'Cenaze Marşı' 1932'den beri protokol cenazelerinde resmi marş olarak çalıyor.
Dolayısıyla şehit cenazelerinde de.
Şimdiye kadar hiç kimsenin dikkatini çekmemişti bu.
Neden acaba?
Çünkü hiç bu kadar çok ihtiyacımız olmamıştı cenaze marşına.
Hiç bu kadar sık dinlememiştik Frederic Chopen'in 'Cenaze Marşı'nı.
***
Diyanet İşleri Başkanı Chopin yerine Itri'yi teklif etti.
Gaziler Vakfı da şehit cenazelerinin Itri'nin 'Tekbir''i ile uğurlanması için imza kampanyası başlattı.
Yani bütün mesele bu!
Şehit cenazelerinde ne çalınacağı.
Oysa…
Oysa ne önemi var, o korkunç acının yanında ne çaldığının.
Itri (Buhurizade Mustafa Efendi) olmazsa, istersen, Abdülkadir Meragi'den çal.
O da olmazsa Hammamîzade İsmail Dede Efendi'den çal.
Canın ne istiyorsa onu çal.
Acaba gecekondusunun önünde evlat acısıyla yanan babanın, annenin ne kadar umrunda cenazede senin kimden ne çaldığın.
Ne Chopin ne Itri onun için.
Onun için yalnızca, yirmili yaşlardaki, davul zurnayla askere uğurladığı evladı.
Ve bir de…
Bir de 'vatan sağolsun' inancı.
Gerisi?
Gerisi bedavadan…
***
Ne demişti Oktay Rifat:
'Bu vatan için şu yanımızdaki gençler şehit olmaya gidiyor.
Bu vatan için o şehbender, yepyeni urbalarını giymiş, üç atlı yaylıda dolgun maaş almaya gidiyor.'
***
Orhan Veli de,
'Neler yapmadık şu vatan için!
Kimimiz öldük;
Kimimiz nutuk söyledik' demişti, 'Vatan İçin' şiirinde.