Sokak köpeklerini, son yıllarda Türkiye’de bir “sorun” olarak tanımlama eğilimi oldukça yüksek.

Ülke genelinde sokak hayvanlarına ve özellikle köpeklerine karşı çok ciddi bir lobi faaliyeti yürütülüyor.

Yerel yönetimler, üniversiteler, kamu kurum ve kuruluşları ya da ilgili otoriteler üzerinde, sokak köpekleri konusunda olumsuz etkide bulunmayı amaçlayan ciddi saldırılar var. Sosyal medya hesaplarından, halk arasındaki sohbetlerden ve hatta üniversitelerdeki akademisyenlerden dahi sokak köpeklerine karşı kin ve nefret söylemi yaygınlaşmış durumda. Örneğin görev yaptığım Pamukkale Üniversitesi’ndeki akademisyenlerin ezici bir çoğunluğu, sokak köpeklerinin toplatılarak katledilmesi gerektiğini savunuyor.

Bu görüşler, vicdan sahibi herhangi bir kimsenin dehşete kapılması için yeterlidir diye düşünüyorum. Diğer taraftan sokak köpeklerinin bir problem olarak görülmesi ve kamusal otoritelerden bu sorunun çözümü için beklenti oluşması, bireysel huzursuzluklardan kaynaklanmıyor. Konunun sorun olarak ifade edilmesinin, ideolojik ve hegemonik bir söylem olduğunu unutmamak gerek.

Az çok vicdan sahibi insanlar, sokak köpeklerinin ideolojik ve hegemonik saldırılara karşı korunması ve yaşam hakkını savunması, toplumun geniş bir kesimi tarafından gayrimeşru olarak görülüyor. İyiniyetli veya arafta kalmış insanlarsa sorunun nasıl çözüleceğini sorguluyor.

Sakarya Gazetesi yazarlarından Ece Bilgin, 27 Temmuz 2010 tarihinde yayınlanan “Bir Kulağı Küpeli” başlıklı köşe yazısında iyiniyetli insanların bu sorusuna yanıt veriyordu. Sahipsiz ve bakıma muhtaç hayvanların yaşam hakkının nasıl korunacağını ilgili yazıda anlatıyordu.

Değerli yazar ve çok sevdiğim can korumacı Ece abla, yazısında gözündeki tümör nedeniyle acı çeken ve yaşama ümidi azalmış olan bir sokak köpeğinin nasıl hayata döndüğünü anlatmıştı. Yazısında Kent Konseyi Hayvan Hakları Çalışma Grubu sekreteri Serkan Kıdak’ın (abim) ve benim, Boncuk’un yaşamasını sağlamak için gösterdiğimiz çabayı takdir etmişti. Yeniden sağ olsun.

2026 yılında 18 yaşına gelen Boncuk, üniversite sınavına hazırlandığım dönemde sokakta ilgilendiğimiz bir dosttu. Gözünde kan toplanıyordu ve görme gücünün azaldığı hissediliyordu. Bizim kapımıza alışmıştı ve gün içerisinde gölgenin durumuna göre konumlanıyordu.

Bizim kapımızda yer almasına bağlı olarak komşularımızın bir kısmı saygı gösterirken, Boncuk’u sokakta istemeyenler de yok değildi. Gündüz uyurken üzerine su atanlar olmadı değil. Ama biz Boncuk’tan da onun ardından kapımıza gelen kediden, köpekten de hiç vazgeçmedik.

Gözündeki rahatsızlık nedeniyle Tepebaşı Belediyesi Barınağı’na ve Sempati Hayvan Hastanesi’ne götürdük. Yaşama ümidi düşük olan Boncuk, hayata döndü ve ömrünün sonuna kadar bizimle kaldı.

O zamanki evimiz müstakildi ve bahçeliydi. Bahçede diğer bir dostumuz olan Pepe’yle uzun süre kardeşçe yaşadılar. Birkaç yıl önce Pepe’yi kaybettiğimizde Boncuk yalnız kalmıştı. Annemler başka yere taşındıklarında, Boncuk için ayrı bir bahçe kiraladık ve yaşamına orada devam etti.

Ömrünün sonuna kadar annem, babam, abim, yengem, 7 yaşındaki yeğenim Birkan Pars ve ben ilgiyi hiç eksik etmedik. Özellikle annemin çalıştığı dönemde her sabah uyanır uyanmaz ve işten eve gelir gelmez gösterdiği ilgi ve şefkat asla unutulmaz. Son dönemindeyse babamın erinmeden her gün bahçeye gidip ilgilenmesini de ihmal etmemek gerek. Abim ve yengemin üstlendiği maddi-manevi sorumluluk ayrıca önemli elbette.

Boncuk, artık çok yaşlanmıştı ve arka ayakları tutmaz hâle gelmişti. Son olarak da sağ ön ayağı kırıldı. Hayata döndürdüğümüz Sempati Hayvan Hastanesine götürme kararı aldığımızda durumu daha da vahimleşmişti. Yemeden içmeden kesilmiş ve his kaybı yaşamaya başlamıştı.

13 Haziran 2026 Cumartesi sabahı ziyaret ettiğimizde kuyruğunu sallamak için çaba gösteriyordu. Öğleden sonraysa o çaba da kalmamıştı ve ardından hastamızı ve can dostumuzu kaybettik.

Ne olursa olsun şanslı bir hayat yaşadı. Hem Eskişehir’de belediyeler başta olmak üzere kurumsal mekanizmaların ve sivil toplumun sokak hayvanlarına bakışı hem de halkın kamusal alanlarda birlikte yaşama alışkanlığını edinmiş olması, Boncuk gibi birçok canın hayata tutunmasını kolaylaştırıyor. Ayrıca Sempati Hayvan Hastanesi hekimlerinin ve çalışanlarının ilgisini de yadsıyamam. Sağ olsunlar.

Veteriner Hekim Kıvanç Bey’in ifadesiyle bir insan ömrüyle kıyasladığımızda yaklaşık 110-120 yıl yaşayan Boncuk, Ece ablanın söylediği gibi bir kulağı küpeliydi.

Huzur içinde uyusun…