İçinde bulunduğumuz durumu anlamak zor. İnsanları anlamak da zor…
Her şey ateş pahasıyken…
Marketten birkaç şey aldım. Tam cüzdanımı çıkarırken… Bir an, kasadaki delikanlıya;
'Bu kadar hesap olur mu!' demiş bulundum. Poşeti açıp gösterdim.
'Hepsi üç parça şey!'
Delikanlı eğilip baktı poşetin içine.
'Abi sen tuvalet kağıdı almışsın ama!' dedi.
'Al geri vereyim o zaman!'

***

Ahmet Kaya meşhur olmadan önce, henüz şarkıcı falan değilken bir durak taksisinde çalışıyormuş.
Gece yarısı bir müşteri alıyor.
'Sür evladım şuraya.'
Bir iki saat yol gidiyorlar gecenin o saatinde. Varacakları yere varınca adam iniyor taksiden.
'Vallahi delikanlı, hiç param yok benim!' diyor.
'Abi olur mu,' diyor Ahmet Kaya. 'Bak kilometrelerce yol geldik. Kaç saatlik yerden getirdim seni buraya.'
'E o zaman geri götür!' diyor adam.

***

'Tuvalet kağıdını iptal edeyim mi abi?' dedi genç.
'Etme!' dedim.
Başka ne diyeceksin.
Ne demişti Demirel?
Gazeteciler,
'Efendim, Erbakan Hoca, iktidara gelince genelevleri kapatacağını vaat ediyor. Bunu siz de vaat ediyor musunuz?' diye sorunca, Demirel de;
'Genelevleri kapatalım da vatandaş bizi mi becersin!' demişti.
Şimdi tuvalet kağıdını iptal ettirelim de… Neyse!

***

Benim anlamadığım…
Nasıl oluyor da insanların içi bu kadar rahat?
Asgari ücretli bir vatandaş nasıl oluyor da bu işin içinden çıkabiliyor?
Sonra her şey o kadar güzel gözüküyor ki… İnsanlar alıyor, satıyor, harcıyor.
AVM'ler, mağazalar dolu; çarşı pazar insan kalabalığı…
Gençler dersen ayrı bir telden çalıyor.
Kafeler, eğlence yerleri, restoranlar, kahvaltı salonları…
Üniversite Caddesindeki kahvaltı salonuna iki genç kız karşılıklı oturmuş kahvaltı yapıyor.
Uykudan yeni kalkıp geldikleri belli…
Uyku mahmurluğu üzerlerinde…
Saat öğleden sonra iki sıraları…
Bir el işaretiyle masalarına gelen çayı öyle bir yudumlayışları, çatallarını peynirli su böreğine öyle bir saplayışları var ki kuğu gibi süzülerek…
Zannedersin cennet bahçesindeler.
Her şey bedava!

***

Bazı gazetelere bakıyorsun…
'Enflasyon hızla düşüyor,' diyor.
'Dolar TL karşısında dayanamadı, eriyor,' diyor.
Ahha!

***

Adam İmam Efendiye danışıyormuş:
'Hoca Efendi, babam cuma günü, hayır mübarek günde hakkın rahmetine kavuştu. Babama da sorgu sual var mı?'
'Evladım,' demiş hoca, 'merhum baban nasıl bir insandı? Hırsızlık, çalma çırpma, yolsuzluk, hak yeme, adam kayırma var mıydı babanda?'
'Vardı Hoca Efendi! Eline fırsat geçti mi affetmezdi!'
'Kumar oynar mıydı?'
'Oynardı Hoca Efendi.'
'Karı kız?'
'O da vardı Hoca Efendi!'
'Evladım,' demiş hoca, 'cuma günü bir şey yapmazlar da babana, cumartesi günü anasını bellerler onun!'

***

Bu cennet havası yerel seçimlere kadar böyle gider de…
Ama seçimlerden sonra!...