Bayram öncesi gerçekleştirilen “tedbirli” mutlak butlan operasyonuna sadece Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden yorum yapılması ve olaya salt CHP’nin parti içi meselesi olarak bakılması çok eksik değerlendirme olur.

Bugün CHP üzerinden yürütülen operasyonlar daha geniş hedefli bir siyasi yapılanmanın olası hazırlıklarını düşündürüyor. Kamuoyunda, bundan sonraki süreçte; Özgür Özel’in dokunulmazlığının kaldırılacağı ve tutuklanacağı yaygın bir şekilde konuşuluyor.

KILIÇDAROĞLU KAYBETTİ!..

Kılıçdaroğlu’nun başvurusu üzerine CHP Genel Merkezi’nde yaşananlar,Türkiye demokrasi tarihinde kara bir gün olarak anılacaktır. Bu nedenle sürecin siyasi güven açısından en büyük kaybedeniKılıçdaroğlu’dur. Umarım en kısa zamanda kurultayı toplar. Aksi takdirde hem CHP açısından hem de demokratik, laik, hukuk devletinin sağlıklı idamesi açısından yaşanacaklardan doğrudan sorumlu olacaktır.

Kılıçdaroğlu’nun Genel Merkez önündeki konuşmasının, CHP’ye, genel merkez binasının boşaltılması sırasında yaşananlardan çok daha fazla zarar verici içerikli olduğunu ileri süren CHP’liler; Kılıçdaroğlu’nu“çok sert” ifadelerle eleştiriyorlar.

Kılıçdaroğlu’nunkendi döneminde alınan ve kullandığı araçları genel merkez önüne “haram araç”etiketiyle sergilemesiutanılacak bir davranış olmasının ötesinde; uzlaşmadan birlik ve beraberlikten yana olmadığını ortaya koyuyor.Bu manzara Kemal Bey’in hala kendisini“yürüyen merdivene ters bindiren” akıl danelerin (!) sözüyle hareket ettiğini de gösteriyor.

ÖZGÜR ÖZEL KAZANDI…

Yaşanan olaylara CHP tabanının büyük bir çoğunluğu ciddi tepki gösteriyor. Ayrıca demokrasiye inanan farklı partilere mensup demokrat yurttaşlar da yapılanlara karşı bir tavır sergiliyor. Bu süreci maddi ve yasal engellere rağmen başarı ile yürüten Özgür Özelartık sadece CHP Genel Başkanı değil,tüm muhalefetin lideri oldu.

Özgür Özel, dokunulmazlığın kaldırılmasından tutuklanmasına kadar uzanabilecek zorlu bir yola girdi. Mevcut koşullar Sayın Özel’i Cumhurbaşkanlığı için siyasi partilerdeki tüm demokratların adayı konumuna taşımaya başladı.

Olayları uzun süre “perde arkasından” izleyen ve ancak Güvenpark’taortaya çıkan Mansur Yavaş ise bu sürecin “şimdilikkaybedenlerinden” biridir.

Özgür Özel’in kendisine önerilen “pazarlık kokulu”mesajları kabul etmemesinerağmen yeni CHP yönetiminin desteklemediği ve “siyasi yasaklarla” önü kesilen İmamoğlu’nun işi artık çok dahazora girdi.

VE ESKİŞEHİR….

Eskişehir il ve ilçe örgütleri ilk günden itibaren Özgür Özel’in yanında yer aldı.

İl Başkanı Talat Yalaz, Ankara’daki direniş günlerinde en ön saflardaydı. Kazım Kurt “Ben Kılıçdaroğlu yönetimini tanımıyorum” diyerek tavrını yine çok açık ve net olarak ortaya koydu.

Ankara kulislerinde,Kılıçdaroğlu yönetiminin olası bir disiplin/ihraç denemesinde bu ikilinin ilk sıralara yazıldığı konuşuluyor.

Emek ve Demokrasi Platformu ile CHP dışındaki sol partilerin CHP’ye verdikleri destek ile farklı düşüncelerden insanların aynı kaygıda ve aynı umutta buluşması çok kıymetliydi. Bu arada, CHP’lilerin yürüyüş ve eylemlerde Türk bayrağı,CHP flamaları ve Atatürk posterlerinin baskın olması konusundaki hassasiyetlerini devurgulamak gerekiyor.

Ayşe Ünlüce,Ahmet Ataç,Utku Çakırözer ve İbrahim Arslan, Özgür Özel’in yanında yer alırken; “ocu bucu değilim” diyerek “birlik beraberlik” mesajları veren Jale Nur Süllü’ye tabanın ciddi tepkisi oluştu. Ben, yaratılan havaya rağmen; ilerleyen günlerde Jale Hanım’ın Kılıçdaroğlu’ndan yana bir tavır içinde olacağını düşünmüyorum.

KILIÇDAROĞLU CENAHI!...

Eskişehir’deki Kılıçdaroğlu cephesine baktığımızda Gaye Usluer ve Egemen Yağcıoğlu’nun çok açık bir şekilde başı çektikleri görülüyor.Bu ikilinin Kılıçdaroğlu ile doğrudan bağlantı kurduğunu da belirtelim.

Kılıçdaroğlu döneminin İl Başkanı Recep Taşel’in “Benden kimse Özgür Özel’ci ya da Kemal Kılıçdaroğlu’cu olmamı beklemesin…” diye başlayan açıklamasıher iki cenahtan da tepki aldı. Recep Bey’in “ikinci kez makas değiştirdiğini ve bu tavrın siyasi jübile anlamına geldiğini” ileri sürenler sürecin yerelde en çok kaybeden ikinci siyasetçisi olarak Recep Bey’i gösteriyorlar.

Kılıçdaroğlu taraftarlarının Batıkent toplantılarına bile çağrılmayan Recep Taşel’in“üçüncü yolcu” açıklamalarına rağmen;“adli destekli, atamalı” yönetimlerden yana olmayacak kadar demokrat bir kişilik olduğunu düşünüyorum.

SON SÖZÜ HALK SÖYLER!..

CHP’nin başına zorlayıcı yasal gerekçelerle Kılıçdaroğlu’nun getirilmesi hem CHP’yi kaosa sürüklemek hem de iktidar alternatifi olmaktan uzaklaştırarak mevcut iktidarın devamını sağlamak üzerine tasarlanmış gibi duruyor. Ancak,

bugün %60’lara ulaşan muhalefetin demokratik tepkilerinin ve toplumsal kararlılığının karşısında hiçbir engelin kalıcı olarak duramayacağı sosyolojik ve tarihsel bir gerçektir.

Bu nedenle Sayın Kılıçdaroğlu, siyasi tarihin karanlık yüzünde yer almak istemiyorsa; tüm ayak oyunlarını bir kenara bırakıp en kısa zamanda CHP Kurultay’ını ilan etmelidir…