Bayram yaklaşıyor. Bayramlar normalde sevinç, buluşma ve umut demektir. Ama son yıllarda özellikle emekliler için bayramın anlamı biraz değişmiş gibi görünüyor.

Zira bu bayram ikramiyesinin hayatımıza girdiği sene, ikramiye ile bir kurbanlık için hisse satın alınabiliyordu…

Şimdi 4 kilogram kuşbaşı et etmiyor…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, emeklilerin bayram ikramiyelerinin bayramdan önce hesaplara yatırılacağını ve maaş ödemelerinin de 14 Mart’tan itibaren yapılacağını açıkladı. Elbette bu, ödeme takviminin öne çekilmesi açısından emekliler için bir kolaylık.

Ancak sokakta konuştuğunuz emeklilerin çoğunda aynı cümleyi duyuyorsunuz:
“Beklediğimiz bu değildi.”

Bu yıl bayram ikramiyesi 4 bin lira olarak açıklandı. Her şeyin aksine zam yapılmadı ikramiyelere…

Birçok emekli için bu para, bayram alışverişinden çok birkaç temel ihtiyaca yetebilecek bir destek gibi görülüyor.

Kimse verilen parayı küçümsemiyor ama hayat pahalılığının geldiği noktada beklentinin biraz daha yüksek olduğu çok açık.

Sorun aslında verilen ikramiyenin miktarında değil, asıl sorun 4 bin TL’de…

Eskisi kadar değerli değil, güzel bir oyuncak alınamıyor torunlara 4 bin TL ile…

Suçlu 4 bin TL çünkü kiralar en düşük 15-20 bin TL’ye ulaşırken o durduğu yerde bile sayamadı.Ancak faturaları öder günümüzde…

Kısacası emekliler için açıklanan bu karar, bir müjde olmaktan çok “bir nebze nefes” gibi yorumlandı. O da derin bir nefes değil, kısacık bir soluk, hatta “tıknefes” denilebilir…

Bayram yaklaşırken en büyük temenni ise emeklilerin bayramı, gerçekten bayram gibi yaşayabilmesi.

4 bin TL ile değilse bile, ailecek bir arada olmanın güzelliği ile…

Olay yerinde gördüğüm acı

Eskişehirönceki gün çok ağır bir haberle sarsıldı.

10 gündür kayıp olarak aranan 13 yaşındaki Zehra Üzüm’ün cansız bedeni bulundu. Olayın en sarsıcı tarafı ise cinayetin baba tarafından işlendiğinin ortaya çıkması oldu.

Ben de olayın yaşandığı bölgede, Aşağı Kartal Mahallesi yakınlarında haberi takip ettim. Bağevinin bulunduğu o alanın etrafında sessizlik vardı. Ama o sessizlikte herkesin yüzünde aynı soru okunuyordu: “Nasıl olur?”

Zehra, Çamlıca Mahallesi’nde yaşayan dört çocuklu bir ailenin kızlarından biriydi. Günlerdir aranan küçük kızın cansız bedeni, bir bağ evinin bahçesinde toprağa gömülü halde bulundu.

Cansız bedenin Zehra’ya ait olduğu ağabeyinin teşhisiyle doğrulandı. Soruşturma kapsamında cinayeti babanın işlediğinin kesinleştiğiniöğrendik. Olayın ardından babanın da yaşamına son verdiği bilgisi geldi.

Bir şehir için en ağır haberlerden biridir bu tür olaylar. Çünkü mesele sadece bir cinayet değildir; bir çocuğun hayatının yarım kalmasıdır.

Zehra’nın ölüm nedeni yapılacak otopsi sonrası netleşecek. Ama geride kalan gerçek değişmeyecek: Bu şehir bir çocuğunu daha kaybetti.

Biraz da umut: Eskişehirspor

Bunca ağır gündemin arasında şehre moral veren bir başka başlık ise Eskişehirspor’dan geliyor.

Kırmızı Şimşekler TFF 3. Lig’de adeta fırtına gibi esiyor. Üst üste gelen 10 galibiyet, sadece puan tablosunda değil, şehirdeki umut duygusunda da büyük bir hareket oluşturdu.

Cumartesi günü Söke 1970 Spor Kulübü ile oynanacak maç bu nedenle oldukça kritik. Karşılaşma Didim Atatürk Stadı’nda oynanacak ve Eskişehirspor kazanması halinde 11’de 11 yaparak tarihi bir seriye imza atacak.

Böylesi dönemlerde futbol sadece bir spor olmaktan çıkıyor. Bazen bir şehrin moral kaynağı haline geliyor.

Eskişehirspor’un sahaya çıkacağı bu maçta futbolculara düşen görev büyük ama şehir de onların arkasında.

Kırmızı Şimşekler’e şimdiden başarılar…

Kıssadan Hisse

Hayat bazen kısa sürede 3 farklı duyguyu yaşatabiliyor insana… Bir yanda geçim derdiyle mücadele eden emeklilerin beklentisi,bir yanda bir çocuğun yarım kalan hayatının bıraktığı tarifsiz acı…

Diğer yanda ise bir şehri ayağa kaldıran sporun verdiği umut…

Belki de bütün mesele şudur: Bir toplumun gerçek gücü, sadece başarılarında değil; acıyı paylaşmasında, umudu büyütmesinde ve birbirine sahip çıkmasında saklıdır.