Cumhuriyet Halk Partisi'nde yaşanan süreç, artık yalnızca parti içi bir mesele olmaktan çıkmış durumda.

Türkiye'nin ana muhalefet partisinde yaşanan her gelişme doğal olarak kamuoyunun da yakın takibinde yer alıyor.

CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz'ın ES TV’de Tarkan Demir ve Ayşegül Hümmet’e yaptığı son açıklamaları da bunun yeni bir örneği oldu.

Yalaz, görevden alınması ihtimalinin kendisi açısından bir anlam taşımadığını söylerken, asıl meşruiyetin örgütten ve üyelerden geldiğini vurguladı. Daha da ileri giderek, olası bir kayyum ya da atama girişimine karşı direneceklerini ifade etti.

Aslında burada dikkat çeken nokta, isimlerden çok siyasetin geldiği nokta…

Bir siyasi partide genel başkanlık, il başkanlığı ya da yöneticilik makamları elbette önemlidir. Ancak bu makamları güçlü kılan şey sadece hukuki yetki değil, aynı zamanda tabanın verdiği destektir. Tam da bu nedenle bugün CHP içerisinde yaşanan tartışmaların merkezinde "meşruiyet" kavramı yer alıyor.

Öte yandan siyasetin dili de en az tartışmanın kendisi kadar önem taşıyor. Sertleşen söylemler, karşılıklı suçlamalar ve giderek yükselen tansiyon, parti içindeki ayrışmayı daha görünür hale getiriyor. Oysa seçmenin beklentisi, koltuk tartışmalarından çok ülkenin ve kentlerin sorunlarına yönelik çözümler üretilmesi.

CHP'nin önünde kritik bir süreç bulunuyor. Mahkeme kararları, genel merkez tartışmaları ve parti içi dengeler bir şekilde şekillenecek. Ancak geriye dönüp bakıldığında asıl hatırlanacak olan, bu sürecin nasıl yönetildiği olacak.

Çünkü siyaset tarihinde çoğu zaman kimin kazandığından çok, o mücadeleyi nasıl verdiği konuşulur.

SAĞLIK ÇALIŞANLARINA BİR TEŞEKKÜR BORCUMUZ VAR

Hayatın olağan akışı içerisinde çoğu zaman fark etmiyoruz. Hastalanınca, bir yakınımız rahatsızlanınca ya da bir acil durum yaşanınca kapısını çaldığımız insanların ne kadar büyük bir sorumluluk taşıdığını ancak o zaman anlıyoruz.

Doktorundan hemşiresine, paramediğinden sağlık teknisyenine, laboratuvar çalışanından hasta bakıcısına kadar sağlık ordusunun her ferdi, gece gündüz demeden insanların sağlığı için mücadele ediyor.

Eskişehir’de Yunus Emre Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne 9 günlük Kurban Bayramı tatili boyunca 13 bin 570 hasta başvurduğunu öğrendik… Rakam inanılmaz, dile bile kolay değil…

Bayramda, tatilde, hafta sonunda ya da gecenin bir yarısında görev başında olan bu insanlar, aslında toplumun görünmeyen kahramanları.

Özellikle son yıllarda sağlık çalışanlarının karşı karşıya kaldığı zorlukları hep birlikte gördük. Yoğun çalışma temposu, artan hasta yükü ve zaman zaman maruz kaldıkları olumsuzluklara rağmen görevlerini sürdürmeye devam ediyorlar.

Belki de zaman zaman eleştirilerimizi dile getiriyoruz. Ancak hakkını teslim etmek de gerekiyor. Çünkü sağlık çalışanlarının verdiği emek, sadece bir mesleğin gereği değil, aynı zamanda büyük bir fedakarlığın sonucu.

Bu vesileyle Eskişehir'de ve ülkemizin dört bir yanında görev yapan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etmek gerekiyor. İyi ki varlar, iyi ki görevlerinin başındalar.

KENE UYARILARINI CİDDİYE ALALIM

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte doğada geçirilen zaman artıyor. Piknikler, mesire alanları, kırsal bölgelerde yapılan geziler derken kene vakaları da yeniden gündeme geliyor.

Vatandaşlar da geçtiğimiz gün haber merkezimize mevsimin ilk kenesinin video görüntüsünü ulaştırdı.

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz'ın yaptığı uyarılar bu nedenle son derece önemli. Çünkü kene ısırmaları bazı durumlarda Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Burada en önemli nokta, vatandaşların bilinçli hareket etmesi. Kene görüldüğünde kulaktan dolma yöntemlerle müdahale etmek yerine sağlık kuruluşlarına başvurmak gerekiyor. Ateş, halsizlik, baş ağrısı veya vücutta açıklanamayan morluklar gibi belirtiler de dikkate alınmalı.

Tedbir almak ise aslında oldukça basit. Doğada uzun kollu kıyafet tercih etmek, açık renkli giysiler giymek ve dönüşte vücudu kontrol etmek olası riskleri büyük ölçüde azaltıyor.

Unutmayalım; sağlık konusunda alınan küçük önlemler, ileride yaşanabilecek büyük sorunların önüne geçebilir.

Geçtiğimiz yıllarda yapılan haberleri hatırlamakta fayda var, kene sokmasından dolayı can kayıpları yaşanabiliyor… Aman dikkat…

YENİ SEZONUN TEMELİ ATILIYOR

Eskişehirspor'da gözler yeni sezon hazırlıklarına çevrilmiş durumda. Teknik Direktör Şapcı'nın hazırlayacağı kadro raporu, önümüzdeki dönemin yol haritasını belirleyecek.

Aslında başarıya giden yolun önemli bölümü tam da bugünlerde şekilleniyor. Sezon başladığında sahada görülen performansın arkasında, transfer döneminde alınan doğru ya da yanlış kararlar bulunuyor.

Bu nedenle yönetimin önceliği olan iç transfer hamlesi oldukça değerli. Takımın iskeletini korumak, birbirini tanıyan ve birlikte mücadele etmiş oyuncularla yola devam etmek önemli bir avantaj sağlayabilir.

Elbette eksik görülen bölgelere yapılacak doğru takviyeler de büyük önem taşıyor. Yeni sezonda sadece iyi bir ilk 11 değil, uzun maratonda katkı verecek alternatifli bir kadro oluşturmak gerekiyor.

Eskişehirspor camiasının beklentisi büyük. Şapcı ve ekibinin hazırlayacağı rapor doğrultusunda atılacak adımların, kulübün hedeflerine ulaşmasında belirleyici olacağı açık.

Yeni sezon öncesinde yönetime, teknik heyete ve bu büyük camiaya başarılar diliyoruz. Umudumuz, kurulacak doğru kadronun Eskişehirspor'u hak ettiği yerlere taşımasıdır.

KISSADAN HİSSE

Bir kasabada yaşayan çiftçi, yıllardır aynı fırıncıya günde yarım kilo tereyağı satıyormuş. Bir gün fırıncı, çiftçinin kendisini kandırdığını düşünmüş ve aldığı tereyağını tartmaya karar vermiş.

Yaptığı kontrolde tereyağının yarım kilodan biraz eksik geldiğini görünce öfkelenmiş. Çiftçiyi mahkemeye vererek hile yaptığını iddia etmiş.

Mahkemede yargıç çiftçiye dönmüş ve sormuş:

"Sen tereyağını tartarken standart bir ölçü kullanıyor musun?"

Çiftçi sakin bir şekilde cevap vermiş:

"Yıllardır bu fırıncıdan yarım kiloluk ekmek satın alıyorum. Bana ekmeği getirdiğinde onu terazinin bir kefesine koyuyor, diğer kefeye de aynı ağırlığa ulaşıncaya kadar tereyağı ekliyorum. Eğer tereyağı eksik geldiyse, bunun sebebi benim değil, bana yarım kilo diye eksik ekmek satan fırıncıdır."

Hisse şu ki:

Hayat bir aynadır; ne verirseniz çoğu zaman onu geri alırsınız.

Dürüstlük, başkalarını denetlemekten önce kendi terazimizi doğru tutabilmektir.