Genel seçimlerin 2027 Kasım ayına yakın tarihlerde yapılma olasılığı oldukça fazla.
Bakanlar Kurulu’nda yapılan son değişikliklerin profili genel seçimlerin artık çok uzak olmadığını gösteriyor. Bu süreçte güvenilir anket şirketlerinin yaptığı seçmen eğilim araştırmaları ilgiyle takip ediliyor. Ancak bu yılın başından beri farklı şirketlerin anketlerinde geçmiş dönemlerde rastlanmayan ilginç bir durum dikkat çekiyor.
BU SEFER ÇOK FARKLI!..
1950-2023 yılları arasında yapılan milletvekili genel seçimlerine katılım oranı, yıllara göre değişim gösterse de genel olarak %85 civarında seyretmiştir.
Bu oranın yaklaşık %5’ini seçimlere hiç katılmayanlar, geriye kalan %10’unu ise kararsızlar oluşturur. Oysa ki; en son yapılan araştırmalarda “kararsız seçmen” oranı %33,4’e kadar yükseldi.(ASAL 2026 Ocak)
Böylece, kararsızlar en kalabalık seçmen grubu (!) oldu.
NE ANLAMA GELİYOR?
Siyasi analistlere göre;%33,4 olarak görülen kararsızlar içindeki %5’lik kesim zaten hiçbir zaman oy kullanmayanlardır.
Geriye kalan %28’lik kesim, seçmen oranı azalan partilerden kopanlardan oluşuyor.
En büyük kopuşun %15 dolayında AKP’den,%5 MHP’den oluşu hiç şaşırtıcı değil. Kararsızlara CHP’den %5,DEM’den %3 katılım olduğu da düşünülüyor.
BU HAVA KİME YARAR?
Kararsızlar dağıtılmadan önce CHP’nin %23,2, AKP’nin ise %21,4 olduğu görülmektedir. Kararsızlar dağıtıldıktan sonra ise CHP %34,8 ile ilk sırayı alırken, AKP %32,1 olarak ölçülüyor. MHP’nin %7 ile baraj sınırında kalması dikkat çekerken;DEM%8,4, İYİ Parti %4,9,Zafer Partisi %3,3 oranıyla ankette yer alıyor.
CHP’NİN SORUMLULUĞU!..
2002’den beri devam eden enflasyon, pahalılık, artan yoksulluk, tartışılan anayasa maddeleri ve adli uygulamalardan rahatsız olunması hali seçmeni iktidar değişikliği yapma konusunda taraf yapabilir. Ancak, seçmenin içeride ve dışarıda mevcut durumdan daha iyi politika üreteceği bir siyasi partiye ya da ittifaka inanması gerekiyor.
Türkiye’de yurttaşların büyük bir çoğunluğu, Cumhuriyete,Atatürk’e ve üniter ulus devlet yapısına sahip çıkmaktadır.Ancak bu büyük seçmen kitlesi ne yazık ki farklı partilere bölünmüştür.
Bu bölünmeyi ortadan kaldırarak ortak bir ittifak oluşturmak,yine kurtuluşun ve kuruluşun partisi CHP’ye tarihsel bir sorumluluk yüklemektedir.Ancak, İttifak söyleminden sadece sağ görüşlü kişileri CHP listelerinden milletvekili adayı olarak göstermek anlaşılmamalıdır.
CHP’nin düzenlediği 80’den fazla mitinge katılan sağdan ve soldan milyonlarca yurttaşın, mevcut ekonomik çöküntüye karşı çıkarken; Cumhuriyetin kazanımlarına, vatanın bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve devrimlerine, hukukun üstünlüğüne karşı faaliyetlere tepki olarak meydanları doldurduğu unutulmamalıdır. CHP’nin bu konuda izlediği politikayı yalnız mevcut iktidardan desteğini çeken ama hala kararsız olan seçmenler değil; CHP’nin temelini oluşturan tüm yurtseverler de dikkatle izliyor.
Son anketlerde AKP ile CHP arasındaki fark CHP lehine 2 puan kadar daha fazla olmasına karşın %33,4 kararsız seçmenin varlığı seçim yaklaştıkça daha belirleyici bir değişim gösterecektir.
Siyasi tarih, oluşacak değişimin seçim yaklaştıkça “kesenin ağzını açarak” seçim ekonomisi uygulamaya başlayacak olan mevcut iktidarın lehine olacağını gösteriyor. Başka bir anlatımla;
Kararsızların oranı büyüdükçe iktidar kaybetmez muhalefet kaybeder.
Bunca gayrete rağmen hala 2 puanlık farkın varlığı ise iktidar değişikliği için yetmeyebilir…