Emekli maaş zammı açıklandı.

SSK, Bağ-Kur emekli maaşlarına yüzde 12.19 oranında zam yapılırken 16 bin 881 lira olan en düşük emekli maaşı ise 19 bin 938 liraya çıkarıldı. Memur maaş zammı yüzde 18.60 olarak belirlendi.

Asgari ücretin yüzde 27’lik artışla 28 bin 75 TL olarak açıklanarak Cumhuriyet tarihinde ilk kez açlık sınırının altında kalmasıyla 2026 yılından umudumuzu kestik… Çünkü bu ülkede enflasyon sadece istatistiki bir değer olarak değil, her gün daha derinden hissettiğimiz yokluk haliyle vücut buldu. Ve bu yoklukla baş edebilmek için gereken insani geçim ücretlerine ulaşabilmek imkansızlaşıyor!

*

Enflasyon kimseyi ayırt etmiyor; ülkedeki pek çok krizin üstünü kapatacak kadar gerçek! Hepimiz için pazarda, eczanede, sosyal hayatta karşımıza çıkan bir rakamdan daha fazlası.

2025 yılının en büyük sınavı ekonomi idi. Biliyoruz ki ekonomik krizin içinden çıkmadan ne adalet ne de siyaset krizini çözebiliriz. Bu yüzden ekonomi sadece ekonomi olarak değil, yönetim ve adalet meselesi olarak da her geçen yıl önem kazandı. 2026 yılında daha da önemli olacak…

*

Dar ve sabit gelirli çalışan/emekli yurttaşın ortalama bir refaha sahip olmadığı çıkış hiçbirimiz için mümkün değil. Bu yüzden ortalama ücret olan asgari ücret çok önemli, en düşük emekli maaşını tartışmak, daha yüksek olmasını talep etmek çok önemli… Bu bir insani hak!

Dün açıklanan sözde zam oranıyla sisteme dönüşen ekonomik krizin çözülmesi için bir adım atıldığını değil; yıllarca ülkesi için emek vermiş bugün sessizce kurban edilen emeklilerimizin sokaklarda ‘yaşam hakkı’ haykırışlarına sağırlaşmamızı kanıksıyoruz.

Enflasyon bahane edilerek tüm girdilere, ürünlere yüksek zamlar yapılırken geçinmek için hesabını yaptığımız maaşlara düşük oranları reva görmek istatistiğin iki yüzlülüğüdür!

Bu iki yüzlülük içinde refahın dışında tutulan emekli yurttaşlarımıza ‘idare et’ denilerek ‘hayatta kalma payı’ sunuluyor.

*

Eskişehir özelinde sayıları artan boş evlere rağmen giderek artan kiralar, faturalar geçinmeyi zorlaştırırken çorbanın 110 liraya çıkması, içilmiyor denilerek 15 lira olan çaya zam yapılamaması ekonomi kadar birçok sektördeki tıkanmayı da gözler önüne seriyor.

*

İçinde olduğumuz karanlık tablo ekonomik bir dalgalanmadan öte bilinçli bir tercih! Emekliye, dar gelirliye reva görülen bu düzen refaha ulaştırmıyor, ulaştırmayacak da; sessizliği yönetiyor.

‘Hayatta kalma payı’ olan bu zamlar sosyal devletin değil, yoksulluğu kalıcı hale getiren bir anlayışın sonucu...

Ve unutulmamalıdır ki bir ülkede insanlar geçinemiyorsa, mesele artık rakamlar değil, vicdandır!