Geçtiğimiz günlerde...
Neydi o öyle?
Ortalığı birbirine katan bir fırtına!
Kasırga mıydı yoksa?
Öfkesinden ağaçları yerinden söktü...
Çatıları uçurdu...
Duvarları yıktı...
Arkasından, yağsam mı yağmasam mı diyen, bir durup bir başlayan kar yağışı geldi.
Kimi illerde bir ilk yaşandı.
“Olası kar yağışı nedeniyle” eğitime ara verildi.
Öyle kararsızdı ki kar!
O gün yağmayıverdi!
Karsız kar tatili yaptı çocuklar.
Arkasından, insanın iliklerini donduran soğuklar başladı.
Geceleri eksi kaça kadar düştü sıcaklıklar?
Bilmiyoruz!
Geceyi dışarıda geçirmediğimiz sürece, ne işimize yarayacak bunu bilmek?
Sıcak evlerimizdeyken...
Ne kadar sıcaksa artık evlerimiz.
Kendi penceremizden bakmayı bırakıp gözlerimizi dışarı çevirecek olursak...
Yani?
Yani,
“Bize ne başkasından!” demezsek...
Evini ısıtamayanların da olduğunu fark ederiz.
Nasıl ısıtsın?
Asgari ücretle çalışanlar nasıl ısıtabilir evi?
Ya maaşları asgari ücretin çok gerisinde kalan emekliler?
En düşük emekli maaşı ne kadar oldu?
O yaşlı insanlar nasıl geçiriyorlar acaba bu soğuk kış günlerini?
Yatağın yorganın, battaniyenin altında birbirine sarılarak mı?
Ama bir de, geceleri yalnızlığına sarılarak, yatağının içinde anne karnındaki gibi kıvrılarak uyuyanlar var.
Onlar nasıl ısınıyorlar bu soğuk, karlı, fırtınalı kış gecelerinde?
Bir de...
Ne yaparsan yap ısınmayan, içinde soğuk rüzgarlar, fırtınalar esen evler var ki onlardan hiç söz etmeyelim bu yazıda.
***
Gündüzler de geceler kadar soğuk ve dondurucuydu, geçtiğimiz hafta.
Kışın üçlü çetesi; kar, fırtına, soğuk…
Sokaklarda, caddelerde kol geziyordu.
***
Yaşlıysanız, düşkünseniz...
Bir de kimsesiz ve yalnızsanız yahut da yakınlarınız tarafından yalnızlığa terk edildiyseniz...
Zordur kış mevsimlerinde yaşamak, hayatta kalmak.
Kışın ortaya çıkar, içimizde pusuya yatmış bekleyen ölümcül hastalıklar.
Kışın ölür yaşlılar, zatürreye çeviren gripten.
Ve kışın ölür insan yalnızlıktan, terk edilmişlikten, garibanlıktan, perişanlıktan…
***
Hiç mi güzel bir şey yok?
Var!
Vivaldi’nin Dört Mevsim Konçertosunun “Kış” bölümü var.
Bir kahve yapın kendinize.
Koltuğunuzu pencerenin kenarına çekin.
Dışarıdaki soğuk, kasvetli kış havasını izleyerek Vivaldi’nin Dört Mevsim Konçertosundan “Kış”ı dinleyin.
Evsizler barksızlar; evini, yatağını ısıtamayanlar; yaşlılar, düşkünler, kimsesizler için de “bize ne başkalarından,” dememek için, kahvenizi yudumlarken arada bir;
“Kış fena, Allah zor durumdaki insanların yardımcısı olsun,” demeniz yeterli.