Kimileri uzun yaşamanın sırrını...
Kimileri zengin olmanın sırrını merak eder.
Elif Şafak da uzun evliliklerin sırrını merak ediyor.
“Bir kitapçıda dolaşıyorum,” diyor.
“Uzakdoğu felsefesi kitaplarının bulunduğu reyona dalmamla yaşlıca bir çiftle burun buruna gelmem bir oluyor.
Birlikte durmuş kitaplara bakıyorlar.”
Yazdığına göre kadının yaşı seksenin üzerinde.
Adam daha da yaşlı belki.
“Ne güzel,” diyor. “Hakikaten bir yastıkta kocamışlar, helal olsun.”
Hem şaşırıyor hem de nasıl olup da bu yaşa kadar evli kalabildiklerini...
Dahası nasıl olup da hala birbirlerine, el ele tutuşacak kadar sevgi duyduklarını merak ediyor.
Kendi kendine,
“Uzun evliliklerin sırrı nedir?” diye soruyor.
Kendi buna bir yanıt bulamayınca Nietzsche’ye soruyor.
Nietzsche,
“Mutsuz evliliklerin sebebi aşk eksikliği değil, dostluk eksikliğidir,” diyor.
Demesi o ki Nietzsche’nin, “eşinizle dost olun.”
Oradan, Oscar Wilde’nin kitaplarının olduğu rafa geçiyor.
Ona soruyor.
Oscar Wilde,
“İnsan hep aşık olmalı ve hep aşık kalmalı. Bu yüzden hiç evlenmemeli.”
Oscar Wilde’nin evliliğe yaklaşımı şaşırtıcı.
Zaten aykırı bir insan Wilde.
Hiçbir zaman uzlaşamamış toplumla.
Montaigne’e soruyor.
Montaigne,
“Evlilik kafese benzer. Dışarıdakiler içeri girmeye uğraşırken, içerideki kuşlar dışarı kaçmaya can atar,” diyor.
Evliliğin ne olup ne olmadığını anlattıktan sonra Montaigne, mutlu ve uzun evliliğin sırrını veriyor.
“İyi evlilik, sağır bir koca ve kör bir kadın arasında mümkündür,” diyor.
Adam karısının her söylediğini duymayacak, kadın da adamın yanlışlarını görmeyecek.
Montaigne’e göre uzun ve mutlu bir evliliğin sırrı bu.
Albert Einstein’a soruyor.
Einstein,
“Erkekler hiç değişmeyecekleri umuduyla evlenir kadınlarla. Kadınlarsa değişecekleri umuduyla evlenir erkeklerle. Sonunda iki taraf için de sukutuhayal kaçınılmazdır,” diyor.
Einstein’ın yanıtından, uzun ve mutlu bir evliliğin ancak, her iki tarafın da bu hayalden vaz geçmesiyle mümkün olacağı anlaşılıyor.
Halil Cibran’a soruyor.
Halil Cibran da,
“Birbirinizin kabını doldurun ama sakın aynı kaptan içmeyin. Birbirinize ekmeğinizden verin ama aynı somunu bölüşmeyin,” diyor.
Etkileyici.
Mümkün mü bizimki gibi toplumlarda bu?
Halil Cibran,
“Evli olun, aynı evde yaşayın ama ayrı yaşayın,” demek istiyor.
Biz filozof değiliz!
Altı üstü yazı yazıyoruz.
Yazmaya çalışıyoruz.
Onun için biraz daha açık, anlaşılır yazacak olursak, Halil Cibran,
“Karı koca da olsanız, uzun ve mutlu bir evlilik yaşamak istiyorsanız, birbirinize karışmayın!” diyor.
“Saldım çayıra, Mevla’m kayıra” demeniz en iyisi diyor yani.
Mesela…
Mesela erkek milleti yedisinde neyse yetmişinde de odur.
Ne diye değiştirmeye çalışacaksınız ki!
Anası değiştirememiş ki siz değiştireceksiniz.
Onun için, kısmetimde olan neyse o çıktı kaşığımda, deyip sarılın, kucaklayın birbirinizi.
İşte size uzun ve mutlu bir evliliğin sırrı!
Biz de az filozof değilmişiz hani!