Bir zamanlar bozulan bir eşya hemen çöpe atılmazdı. Önce tamirciye götürülür, bir şekilde yeniden çalışması sağlanmaya çalışılırdı.

Ayakkabının tabanı değişir, televizyon tamir edilir, eski bir masa zımparalanıp yeniden kullanılırdı. Bugün ise çoğu zaman bozulan bir eşyanın yerine yenisini almak daha kolay geliyor.

Elbette bunun ekonomik, teknolojik ve birçok farklı sebebi var. Bazı ürünlerin tamiri gerçekten yenisini almaktan daha pahalı olabiliyor. Ancak mesele sadece eşyalarla da sınırlı değil.

Birçok konuda artık tamir etmek yerine değiştirmeyi tercih ediyoruz. Bir kıyafet yıprandığında yenisini alıyoruz. Küçük bir arıza çıktığında uğraşmak istemiyoruz. Kullanmadığımız eşyaları bir kenara bırakıp yenilerine yöneliyoruz.

Bunun sonucunda hem daha fazla tüketiyoruz hem de elimizdeki kaynakların değerini giderek unutuyoruz.

Üstelik bu durumun çevreye de ciddi bir etkisi var. Her yıl tonlarca elektronik eşya, plastik ve farklı malzeme atığa dönüşüyor. Üretmek kadar tüketmenin de bir bedeli olduğunu çoğu zaman göz ardı ediyoruz.

Eskiden bir eşyanın kıymeti biraz da onunla geçirilen zamandan gelirdi. Evde yıllardır kullanılan bir koltuk, babadan kalan bir saat veya defalarca tamir edilmiş bir radyo... Hepsinin ayrı bir hikayesi vardı.

Şimdi ise yeni olanın daha değerli olduğunu düşünüyoruz. Oysa her yeni alınan şey, gerçekten ihtiyacımız olan bir şey olmayabiliyor.

Tabi ki her şeyi saklayalım, hiçbir şey satın almayalım demek mümkün değil. Dünya değişiyor, ihtiyaçlar değişiyor. Fakat kullanabileceğimiz bir eşyayı hemen gözden çıkarmamak bile önemli bir başlangıç olabilir.

Belki de yeniden öğrenmemiz gereken şeylerden biri, elimizdekilerin kıymetini bilmek. Çünkü her bozulan şeyin yerine yenisini koymak zorunda değiliz. Bazen biraz emek vermek, hem cebimizi hem de dünyayı korumaya yetebilir.