Kafka'nın babası otoriter biriydi.
Her şeye müdahale eden; aileyi çekip çeviren, kontrol altında tutan; aile bireyleri hakkında kararlar alan; her şey kendi kafasının içindeki gibi olsun isteyen otoriter, baskıcı bir babaydı.
Hermann Kafka…
Altı çocuklu yoksul bir ailenin dördüncü çocuğuydu Hermenn Kafka.
Ve kötü bir çocukluk geçirmişti.
Ne talihsizlik ki babasının katı yüreği nedeniyle Kafka da kötü bir çocukluk geçirmişti.
'Merhametsiz bir zorba,' diyecek kadar nefret ediyordu babasından.
Amansız bir öfke duyuyordu babasına karşı.
***
Kafka, neden merhametsiz bir zorba olarak görüyordu babasını?
Çünkü babası, her şeyi kontrolü altında tutuyordu. Her şeye müdahale ediyordu.
Kafka'nın okumak istediği okula…
Evlenmek istediği kıza…
Kafka, Felice ile iki kez nişanlanmıştı. Her ikisinde de evlenmekten son anda vazgeçmişti.
Sonra Dora ile nişanlanmıştı.
Yine, evlilik kararı alamamıştı.
Çünkü hayatı boyunca, kendisiyle ilgili bütün kararları babası almıştı.
Kendi başına, evlilik gibi ciddi bir konuda karar alacak özgüvene sahip değildi.
Kendini hep babasının gölgesinde, babasının ayaklarının ucunda hissetmişti.
***
Kafka'nın eserlerine de yansıdı bu otoriter baba karakteri.
'Yargı.'
'Dönüşüm.'
'Dönüşüm'de G. Samsa; babasının gücü, otoritesi karşısında kendini işe yaramaz, süpürülüp çöpe atılacak bir böcek gibi hissediyordu.
Romandaki G. Samsa, Kafka'dan başkası değildi!
Babasının otoritesinin, gücünün karşısında kendisini eziliverecek bir böcek gibi görüyordu Kafka.
Bütün bunlar onun özgüvenini sarsıyordu.
Babasının otoritesi karşısında eziliyordu.
***
Kafka, otuz altı yaşına geldiğinde, babasına, içindeki öfkeyi kusan bir mektup yazdı.
'Babaya Mektup!'
Yüz sayfalık bir mektup.
Öyle zayıf ki…
Öyle özgüvenden yoksun ki babası karşısında…
Öyle baskılanmış ki kişiliği, yazdığı mektup küçük bir çocuk tarafından yazılmış izlenimi uyandırıyordu.
Ve yazdığı mektubu babasına gönderme cesaretini kendinde asla bulamamıştı.
Gönderilmemiş, alıcısı olmayan bir mektup…
***
Kafka, ancak kırk bir yaşına kadar yaşamayı başarabildi bu halde.
Kırk bir yaşında veremden öldü.
***
Sadece Kafka'da da değil otoriter, 'merhametsiz bir zorba' olan baba imgesi.
Turgenyev'in, 'Babalar ve Oğullar' romanında…
Dostoyevski'nin 'Karamazov Kardeşler' romanında…
Baba Karamazov; öfkeli, her şeye bağırıp çağıran, huysuz, zorba biri.
Dostoyevski de tıpkı Kafka gibi babasına bir mektup yazıyor.
Babasından, kendisine merhamet edip, sadece 'iki çift adi postal için' on altı ruble göndermesini istiyor.
Bunun için yalvarıyor, babasına.
***
Bu öyle bir şey ki…
Babalar ile oğullar arasındaki bu amansız çekişme…
Günümüzde, sadece babalar ile oğullar arasında da değil.
Çocuklar ile anneler, babalar arasında amansız bir çekişme var.
Anne, baba çocuğun aralıksız, gece gündüz ders çalışmasını istiyor.
İyi bir üniversiteyi kazanmasını, geleceğini kurtarmasını istiyor.
Çocuksa elinden cep telefonunu düşürmüyor.
Günde üç saat, beş saat internette zaman harcıyor.
Anne, baba bunu gördükçe 'merhametsiz bir zorba'ya dönüşüyor.
Neden bu çekişme?
Bu kavga?
Bu gerginlik?
Sadece gelecek kaygısından.