İnsanların, kendinden olmayana…
Kendisi gibi düşünmeyene…
Kendisi gibi yaşamayana tahammülü kalmadı.
***
Meclis toplantılarına bakıyorsun.
Birbirinin üzerine yürümeler.
Sen misin öyle diyen.
Sen misin böyle diyen.
Tekme tokat…
Tahammül, hoşgörü yok.
Kimse, kendinden olmayanı konuşturmak istemiyor.
Oysa insanlar konuşa konuşa, hayvanlar...
***
Gazeteci darp ediliyor.
Bildiğin tekme tokat dövülüyor.
Niye?
Sen bizden değilsin!
Peki sen kimsin, kimlerdensin!
***
İnsanlar giderek gruplaşıyor.
Kamplaşıyor.
Çıkarlarının peşinde kendini bir gruba ait görüyor.
Böyle olunca da…
Ait olduğu gruba yaranmak için…
Yahut da, 'ben sendenim' mesajı vermek için adeta sağa sola saldırıyor.
***
Öyle garip şeyler oluyor ki…
İnsanın aklı almıyor.
Bu cesareti nerden buluyorlar?
Bunun nedeni ne?
İnsanların gözü bu kadar mı dönmüş?
***
Can Dündar'a kurşun sıkılıyor.
Hem de çevresindeki insanların yanında.
Hem de güpegündüz.
Hem de Adliye önünde.
***
Bir plakçıda müzik etkinliği düzenleniyor.
Etkinlik, plakçıda, dünyaca ünlü İngiliz rock grubu Radiohead'in internetten canlı yayınlanan albüm tanıtım konserini dinlemek için düzenleniyor.
Bir grup insan plakçıyı basıyor.
Etkinliğe katılanlara,
'Ramazanda utanmıyor musunuz lan!' diye saldırıyorlar.
Erkek kadın demeden insanları darp ediyorlar.
Kanlar içinde kalmış kadınlar…
İçlerinde yabancı uyruklu insanlar da var.
Ve konserini izledikleri rock grubu dünyaca ünlü bir grup.
Gerçi Fazıl Say da dünyaca ünlü bir piyanist.
Ne önemi var bunun 'bizden' olmadıktan sonra!
Can Dündar da 'bizden' değil.
***
Siyasi otoritenin yaptığı açıklamalara bakınca…
'Yaşanan olay tasvip edilemez.'
Elbette.
Ama bakıyorsun…
'Onlar da hak etmiş,' anlamına gelecek açıklamalar da ihmal edilmiyor.
***
Muhalefet partisi lideri şehit cenazesinde saldırıya uğruyor.
'Bir parti lideri nerede ne konuşacağını bilmeli,' deniyor.
Hadi buyur.
Bütün bunlar benzer olaylara zemin hazırlıyor.
İnsanlar zaten zıvanadan çıkmış.