İnsanın ruhu, kalabalıkla karşılaştığında bambaşka bir renge bürünebilir. bireysel olarak mantıklı düşünebilen,insan, birden kalabalığın içinde kendini kaybedebiliyor. Psikolojide buna sosyal etki deniliyor.
Yani birey, çoğunluğun düşüncesine uyum sağlamak için kendi fikrinden vazgeçiyor.
bu kalabalığın dışında kalmamak için, kabul görmek için olabilir.
Sorumluluğunu kalabalığın içinde kişi az hissediyor ve kalabalığın duygusu kendi duygusunun önüne geçiyor olabilir.
Kitle psikolojisinin temellerini atan Gustave Le Bon, bu durumu çok güzel özetler: “Birey akıllı olabilir ama kitle, daima irrasyoneldir.” Kalabalıkta duygu, mantığın önüne geçer; insanlar kendi benliklerini kaybeder. birey kalabalık içinde adeta hipnotize olur. İşte bu yüzden kitlelerin yönlendirilmesi, bireyi yönlendirmekten çok daha kolaydır.
Tarih, bunun örnekleriyle doludur. Roma’da arenalarda toplanan on binlerce insan, bir gladyatörün can verişini alkışlarla karşılarken aslında kendi ruhlarının kararmakta olduğunu fark etmediler. Orta Çağ’da cadı avlarında, korkunun kalabalığa bulaşmasıyla masum kadınlar ateşe atıldı. aklı olan milyonlar, düşünmeden aynı yönde hareket etti. Çünkü kitle, duygunun esiridir.
Nasıl bir toplum oluyoruz? nasıl bir kitleye dönüşüyoruz? Bu topluluk kimlerden oluşuyor?
Burada asıl mesele şudur: Eğitim.
Eğer eğitimsiz bir kitleye topluma dönüşürsek, Eğitimsizlik, bireyin düşünme yetisini zayıflatır, sorgulama refleksini köreltir. Sorgulamayan birey, kalabalığın yönüne doğru sürüklenir. Psikolojide “otoriteye itaat” kavramı vardır. Peki düşünün, eğitimden yoksun bir toplumda bu itaat ne kadar güçlü olur? İşte o zaman sahte diplomalı doktorların eline canımızı, liyakatsiz yöneticilerin eline geleceğimizi bırakırız.
Eğitimsizlik yalnızca bilgisizlik değildir; aynı zamanda kalabalıkların körlüğünü büyüten bir zehirdir. Çünkü eğitimsiz birey, kendi fikrine güvenmez, doğruyu yanlıştan ayırt edemez, sorgulamadan peşine takılır. Bu yüzden kitlelerin manipülasyona en açık kesimi, eğitimsiz olanlardır. Bir slogan, bir vaat, bir yalan… Ve bir anda milyonlarca insan aynı yöne koşar.
Ama umudu da unutmamak gerekir. Çünkü eğitim, sadece bilgi aktarmak değildir; aynı zamanda aklı özgürleştirmek, ruhu manipülasyondan korumaktır. Eğitilmiş birey, kalabalığın ortasında bile kendi aklının sesini duyabilir. Bireysel bilinç, kitlelerin körlüğüne karşı en büyük siperimizdir.