Acaba tutkuları, karmaşık kişiliği mi yazarlığının sonucuydu, yoksa yazarlığı mı çılgınlık derecesindeki saplantılarının, tutkularının sonucuydu.

Hep şöyle denir ya:

'Yazarlar çılgın insanlardır.'

Yani kaçık.

Yarı deli.

Fakat…

Fakat o ölümsüz romanları yazmasaydı inanılmaz bir kumar tutkunu olmayacak mıydı?

Ya da,

'Onu pençesinde tutan ve bir türlü salıvermeyen bir kabus'a dönüşen kumar tutkusu olmasaydı o ölümsüz romanları yazamayacak mıydı?

İlk bakışta ikisinin birbiriyle ilgisi yok gibi gözükür.

Hatta yazarlığı kumar tutkusunun çok gerisinde kalan, geçimini sağladığı sıradan bir iş gibidir.

Kumar tutkusu her şeyin önüne geçer.

Yazarlığının çok ilerisinde, bütün yaşamını dolduran, altüst eden, delilik derecesinde bir tutkudur bu.

Anna şöyle diyor:

'Yarım saat sonra geldi, tabiî ki her şeyi kaybetmişti.

Benimle konuşmak istediğini söyledi.

Beni dizlerine oturttu ve ona beş louis daha vermem için yalvarmaya başladı.

Bize ancak yedi louis kalacağını, yaşayacak paramız olmayacağını bildiğini söyledi.

Her şeyi biliyordu.

Fakat ne yapmalıydı?

Başka türlü yatışmıyordu.

Eğer parayı vermezsem delireceğini söyledi.'

Ancak,

Onun bu delilik derecesindeki tutkusunun yazarlığını beslediği de kesindir.

Romanlarında sürekli karşımıza çıkan iki şey:

Sara hastalığı ve kumar tutkusu.

Romanlarının, bizim hiç beklemediğimiz bir yerinde, bizi korkutmak istermiş gibi pat diye karşımıza çıkan iki kahramanı hep vardır:

'Hasta bir adamım ben!' diyen sara hastası kahramanı ve kumarda kazanmanın yolları üzerine orada burada nutuklar atıp duran kahramanı.

Bu iki kahraman her romanında karşımıza çıkar.

Çünkü Dostoyevski,

Hasta bir adamdı ve sürekli kaybeden, her kaybedişinde de karısı Anna'ya nasıl kazanacağını anladığı üzerine saçma sapan şeyler anlatan, kaybetmeye doymayan bir kumar tutkunuydu.

'Ne yapabilirdim? Sanırım yazgısıydı bu. Fakat şu kazanma düşüncesini kafasından çıkarabilseydi ne iyi olurdu,' diyorAnna.

O sürekli kaybeden saf, 'yufka yürekli', heyecanlı ve tutkulu bir insandı.

Soğukkanlı kumarbazlar, yazmaktan güç bela kazandığı bütün parasını elinden alıyorlardı kumar masasında.