Aslında yazacağım yazının adı 'Ah Şu Kadınlar'dı.

Dan Greenburg'un aynı adda bir romanı olduğunu hatırlayınca, Dan Greenburg'un romanının adını çalmış olmaktan korktum.

Dan Greenburg'un'Ah Şu Kadınlar' romanı çok bilinen bir roman da değil.

Üstelik de yirmi altı yıl önce, 1990'da yayımlanmıştı.

Kim biliyor ki böyle bir roman olduğunu.

Bunun üzerinde hiç durmayabilirdim de.

Kim nerden bilecekti ki.

***

Diğer taraftan bizde çalma işi de hayli meşhur.

Öyle ki bu garip durum 'meşru' hale gelmiş.

Mesela dizi adları.

Ünlü romanların adını alıp dizi adı yapabiliyorlar.

Yahut da yabancı bir filmin adını.

Yalnız adını mı?

Konusunu, temasını ...

Üzerine biraz tuz biber, tamam.

Ondan sonra, hem bizde hem Arap ülkelerinde çok izlenen Türk dizisi haline geliyor.

***

Ya şarkı sözü, müziği, bestesi…

Yabancı şarkıdan apar.

Sonramagazin programlarında,

'Söz, müzik, beste bana ait,' de.

***

Üniversitelerde ise bu işin adı 'intihal'!

Yani 'aşırma'!

***

Edebiyat alanında da hayli meşhurdur bu durum.

Şeyh Galip, ünlü 'Hüsn ü Aşk' mesnevisinde garip bir savunmada bulunur bununla ilgili.

Fahriye bölümünde,

'Tarz-ı selefe tekaddüm ettim'

(Eskilerin usulünden daha ileri gittim)

'Zannetme ki şöyle böyle bir söz

Gel sen dahi söyle böyle bir söz'mısralarıyla şairliğini övdükten sonra,

'Esrarını Mesnevîden aldım

Çaldımsa da mîrî malı çaldım'

(Sırrını Mesnevi'den aldım

Hırsızlık ettimse de beylik malı çaldım) der.

Buradaki 'mîrî malı' ifadesini, 'kamu malı' olarak da çevirebiliriz, Şeyh Galip'in,'Minareyi çalan kılıfını hazırlar' misali bu savunmasını yumuşatmak için.

Divan şiiri, Şeyh Galip hayranı edebiyatçıların, akademisyenlerin öfkesini üzerimize çekmeye lüzum yok.

Kraldan çok kralcı olanların öfkesini de diyebiliriz.

Hani, ölmek üzere olan krala oğlu,

'Krallığın sırasında çok düşman edindin, bu düşmanlarla yaptığın savaşlarda çok insan öldürüp günah işledin. Son nefesini vermeden önce şeytan taşlamaya gidelim günahlarından arınman için,' deyince,

Kral,

'Evlat, söylediklerin doğruysa, şeytan taşlayarak yeni düşmanlar edinmeye lüzum yok,'demiş ya, işte öyle, şimdi yeni düşmanlar edinmeye lüzum yok.

Okuyan yazan insanların yeterince düşmanı var zaten.

Oysa Şeyh Galip kendi yazmış bunları.

Açıkça, 'çaldım' demiş.

Bununla da kalmamış, yaptığının kötü bir şey olmadığını anlattıktan sonra, 'sen de çal' gibi garip bir tavsiyede de bulunmuş:

'Fehmetmeğe sen de himmet eyle

Ol gevheri bul da sirkat eyle'

(Sen de artık anlamaya çalış

O cevheri bul da çal)

***

Ne demek şimdi bu!

'O cevheri bul da çal'!

Sen merak etme üstat!

Çalabildiğimiz kadar çalıyoruz zaten.

Hem de her alanda!