Bir ramazan ayı daha geride kaldı.
İnsanlar kendi imkanlarıyla olsun…
Siyasilerin devlet kasasından verdikleri iftar yemeklerinde olsun yedi içti.
Orucunu tuttu.
Allah kabul etsin.
***
Siyasilerin iftaryemeklerinde biraz da siyaset yapılmadı değil.
Yapıldı ama…
Ama olsun.
Olacak o kadar.
E siyasi siyasidir.
Akrep de kendini sırtında taşıyıp karaya çıkaran güvercini soktuktan sonra, buna şaşıran güvercine,
'E ben akrebim!' demiş.
Şaşıracak bir şey yok yani.
Akrep her zaman bir akreptir.
Siyasi de her zaman bir siyasidir.
Ebabil de bir kuştur.
Bunu bilmeyense…
Bunu bilmeyense Allah'ın bir kuludur.
Bu söz böyle değil mi?
İyi tamam!
Daha fazla karıştırmayın.
Siz çok biliyorsunuz.
***
Bayram da bayram tatili de bitti.
Bugün, dokuz günlük bayram tatilinin son günü.
Şehirler boşalmıştı.
Böyle iyiydik aslında.
Üç beş kişi…
Hamamyolu, Doktorlar Caddesi, Kentpark, Kültür Parkı dolaşıp duruyorduk.
***
Tatil yerlerinin…
Yani denize kıyısı olan şehirlerinse nüfusu ikiye üçe beşekatlanmıştı.
Haberlerde izledik, plajlarda yer bulunamamış.
Mahşeri bir kalabalık varmış tatil boyunca.
Bazı gözde tatil yerlerinde, fırınların önünde uzun kuyruklar oluşmuş.
Yiyecekler kısa sürede tükenince yiyecek bulmakta sıkıntı çekilmiş.
Oteller de dolup taşmış.
Otellerde yer bulamayanlar plajlarda yatıp kalkmış.
Yaşasın.
Heyecanımı mazur görün.
'İç turizm canlansın diye bayram tatili dokuz güne çıkarıldı,' denmişti ya…
Heyecanım ondan.
Hedefe ulaşıldı diye.
***
Bazı marketlerin içecek reyonları yine değişmiş.
Ramazan ayı başında rakı, votka, şarap gibi alkollü içecekler raflardan indirilip yerine ramazan şerbeti, limonata gibi içecekler konmuştu.
Şimdi yeniden alkollü içeceklere dönülmüş.
***
Ramazanda iftar menüsü çıkaran bazı alkollü restoran, eğlence yerleri de menülerini değiştirmişler.
İftar menüsünün yanında ikram edilen hurmanın yerini biranın yanında ikram edilen patates cipsi, fındık fıstık almış.
Müslümanın bizim gibisi az bulunur dünyada.
Yalnız bunlar mı?
Mesela beş vakit namaz kılmayız ama bayram namazlarını kaçırmayız.
Oruç tutmayı ihmal etmeyiz.
Hatta günde üç öğün hap, ilaç alması gereken bir hasta olsak dahi.
Ne diyelim.
İnsanların yaşam tarzına, inançlarına, ibadet tarzına…
Hayat karşısındaki duruşuna, dürüst olup olmadığına karışacak değiliz.
Herkes bir yol tutturmuş gidiyor işte.